30 Mar 2011

Olympus E-PL1 incelemesi: Bölüm 2

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

İlk bölümden devam... İlk bölümün en altına bir AF videosu koydum.

Sanatsal Filtreler (Art Filters)

Olympus'ta artık adet olduğu üzere, E-PL1'de de çeşitli sanatsal filtreler var. Bunları aşağıda gösterdim:

Pop art

Soft focus

Grainy film

Pin hole

Diorama

Gentle sepia

Bu sanatsal filtrelerden biri değil. IAUTO modunda makinenin karar verdiği renk ve karşıtlık  değerlerini göstermek için çektim.




Son bir not, sanat filtrelerini video çekerken de kullanabiliyorsunuz, ama bazılarında video kare sayısı aşırı düştüğü için çok kullanmıyorum.

E-PL1 Nasıl Çeker?

E-PL1'i "teknik olarak en kaliteli fotoğrafları çekmek için" almayın. Yani bu aletten D3x, 5DMarkII, A850, D7000 vs.. performansı beklemek büyük hata. E-PL1'in algılayıcısı genel olarak ISO800'e kadar APS-C algılayıcılar kadar başarılı. Algılayıcıda kullanılan AA filtresinin zayıf olması gerçekten keskin sonuçlar alabilmenizi sağlıyor (aynı algılayıcı Olympus E-5'te de kullanılmış).

Birçok kullanıcı incelemelerde hemen ISO3200 ve üzerine bakıyor, halbuki bir makinenin gerçek değeri bu şekilde ortaya çıkmıyor. ISO karşılaştırmalarında bakmanız gereken başka bir durum daha var: Aynı koşullarda çekilmiş mi? Aynı makinede ISO3200 düşük ışıkta farklı iyi ışıkta farklı gürültü/kumlanma oluşturur. Yani Flickr'da ISO3200'de çekilmiş güzel fotoğraflarla kendi çamur fotoğraflarınızı karşılaştırıp iç geçirmeyin.

Aşağıdaki karşılaştırmalarda bazı şeyleri söylemem gerek:
- E-PL1 2.0x kesme çarpanlı, NEX-3 1.5x, D700 1.0x. SONY'de 16mm ve 85mm olmak üzere yalnız iki lensim olduğu için çekim yaparken kadrajı aynı tutmaya çalıştım, bunu da hem farklı lensleri kullanıp hem üçayağın yerini değiştirdim. D700'de 80-200 f2.8 push-pull), NEX3'te 85mm f2.8 SAM, E-PL1'de 40-150mm kullandım. Burada keskinlik açısından E-PL1'in hafif dezavantajı var, bu yüzden bunları keskinlik testi olarak görmeyin. Zaten OM 50mm f1.4 ile de çektiğim örnekleri daha aşağıda verdim.
- Odak uzunlukları farklı olduğu için ve ben üçayağın yerini düzgün ayarlayamadığım için %100 1-1 karşılaştırma olmadı. Burada tamamen renk değişimi, gren/kumlanma miktarına bakın. NEX3 14MP olduğu için biraz daha büyük fotoğraf veriyor.
- RAW dosyalarını keskinleştirme ve gürültü azaltma yapmadan JPEG'e çevirdim. ACR'da yaptığım çevirmeleri 6 kalitesiyle kaydettim.
- D700 ilginç bir şekilde +1,5EV daha fazla pozlama yaptı. Adobe Camera RAW'da -1,5EV pozlama telafisi yaparak düzeltmek zorunda kaldım.
- Tüm fotoğrafları JPEG+RAW formatlarında çektim. D700'ün ISO3,200 , ISO6,400 ve ISO12,800 RAW+JPEG dosyalarını kopyalarken bilgisayar kilitlendiği için bu dosyalar bozuldu. Yalnız ISO3200'ün JPEG'i sağlam kaldı. Onun da beyaz ayarı farklıydı, değiştirmedim. Bir daha çekim yapmak istemedim, zaten çok zaman alan birşey.
- Arka plana siyah sandalye koydum ki makineler daha çok zorlansın.


Karşılaştırma sahnesi bu

Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.


Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.

Burada büyük hali var. Fotoğrafı bilgisayara kaydedip %100 haline bakabilirsiniz.





Büyük hali burada.

Büyük hali burada.

Büyük hali burada.

 D700 tam kare bir makine, dolayısıyla daha fazla detay vermesi kaçınılmaz ama rahatlıkla söyleyebilirim ki ISO200'de E-PL1 ile aralarında hemen hiç fark yok. Algılayıcı boyutundaki farkı düşününce Olympus için büyük başarı (D700 ISO1600'e kadar hemen hiç bozulmuyor, orası ayrı).

Şimdi dikkati NEX-3 ve E-PL1 karşılaştırmasına verelim, çünkü E-PL1'in asıl rakibi bu tip makineler. NEX-3 14MP ama fotoğrafları 3:2 (4,592x3,056) oranında, buna karşılık E-PL1 12.2MP ve 4:3 (4,032x3,024) oranında fotoğraf üretiyor. İki makinenin de baz ISO değerleri 200, bu yüzden aşağıdaki karşılaştırmaları bu değerde yaptım. Keşke benzer lenslerle karşılaştırabilseydim ama elimdekiler bunlar, bu yüzden aşağıdakilere (E-PL1 + 9-18mm) ve (NEX3 + 16mm) karşılaştırması olarak bakın.

Dinamik alan karşılaştırması için bu sahneyi çektim. Karşılaştırmadan önce E-PL1'deki "Gradation" seçeneğini deniyim dedim. Açıkçası bu kadar fark beklemiyordum, makine parlak sağ bölgeye göre pozlama yapıp (enstantaneyi 1/800'den 1/2000'e çekmiş) karanlık sol tarafın pozlamasını arttırmış, gökyüzü de düzelmiş. Bu durumda doğal olarak gölgedeki kumlanma ve gren artıyor ama bu fotoğrafta rahatsız etmiyor.


Yukarıdaki sahnede NEX3'teki DRO (Dynamic Range Optimizer - Dinamik Alan İyileştirmesi) ve HDR kapalıydı. Aslında sahnenin bir makine için ne kadar zor olduğunu göstermesi açısından iyi oldu, dikkat ederseniz NEX3'ün JPEG çıktısında parlak sahnelerdeki detaylar hafiften kayboluyor. NEX3'teki algılayıcı DSLRdaki kadar büyük (tahminen Nikon D3100 ve Sony A33'tekiyle aynı). RAW ve JPEG dosyaları buradan, buradan ve buradan çekebilirsiniz (üçünde de aynı dosya var).

Tüm fotoğraf:



Üstteki E-PL1 (f5.6, 1/1600, ISO200, 9-18mm @12mm), alttaki NEX-3 (f11, 1/250, ISO200, 16mm @16mm)
Keskinlik elbette ki en çok lense bağlı. Yukarıdaki fotoğrafta ben neredeyse hiç fark göremiyorum. E-PL1 yaklaşık 1/2 EV daha az pozlamış. Hatta E-PL1 biraz daha keskin, buna karşılık biraz daha fazla gürültü/gren var. İki fotoğrafta da keskinleştirme ayarı 0.

Kosova'da Prizren yakınından bir sahne


Sony NEX-3. 1/250, f11, ISO200, 16mm.

Olympus E-PL1. 1/1000, f5.6, ISO200, 12mm.
Lensin önemi yukarıda. Sahnenin köşelerinde f11 diyaframa rağmen 16mm daha düşük performanslı. 4/3 ve m4/3 sistemin bir avantajı algılayıcının köşelerine daha düzgün ışık düşürebilme, bu yüzden köşelerde genelde daha az bozulma oluyor. NEX-3 + 85mm f2.8 SAM daha performanslı.

Olympus E-PL1

Sony NEX-3
Şunu unutmayın, kullanılan lensler farklı. Sony'de 16mm f2.8 pancake lens, Olympus'ta 9-18mm süper geniş açı lens var. İki fotoğraf da kabul edilebilir olduğu halde ben Olympus'un sonuçlarını biraz daha beğendim. Olympus lens zoom olmasına rağmen sabit odaklı Sony 16mm'den daha başarılı. İyi lens E-PL1'deki zayıf AA filtresiyle de birleşince daha küçük algılayıcıya rağmen daha iyi sonuç vermiş.

Son sahne:

NEX3: 1/160, f11, ISO200, 16mm f2.8 pancake. E-PL1: 1/1000, f5.6, 9-18mm @12mm.

Sony'deki 16mm'nin ışığa dayanımı Olympus 9-18'den biraz daha kötü, bu yüzden NEX'ün kontrastı azalmış. E-PL1'in JPEG motoru mükemmel iş çıkarıp daha fazla detay yakalamış. Şimdi RAWlara bakalım:

E-PL1'de JPEGler o kadar başarılı ki RAW'dan daha fazla detay almak zor. Sony NEX3'te en iyi performans için RAW çekmek gerekli, RAW-JPEG kalitesi bayağı farklı.

Yeter değil mi bu kadar örnek?

SONUÇ

Canon G11'i kaybetmeseydim E-PL1 ve NEX3'e sulanmayacaktım. Olympus Pen, Panasonic G, Samsung NX ve Sony NEX tazı makineler bana hep çekici gelmişti ama 18-55 lensle cebe sığmadıkları için uzak durmuştum. Şimdi kullandıkça avantajları ve dezavantajlarını daha iyi anlıyorum.

Olympus E-PL1 kompaktan büyük ama DSLR'dan hayli ufak. Lensleri de DSLR lenslerinden daha ufak. G11 her zaman daha taşınabilir ve fotoğraf kalitesi yeterince iyi ama 18mm'ye inemiyorsunuz, veya 300mm'ye çıkamıyorsunuz.

İyi:

- DSLR'a göre hayli ufak ve hafifi gövde. 14-42mm ve 9-18mm lensler katlanıp daha taşınabilir oluyor.
- Daha küçük algılayıcıya rağmen giriş seviyesi DSLRlara yakın, ve hatta düşük ISOda daha iyi fotoğraf kalitesi.
- Olympus klasiği başarılı lens takımı (17mm f2.8 pek beğenilmedi, onu da unutmayalım).
- Güzel görünüş. E-P2 daha iyi gibi duruyor ama ben E-PL1'i de sevdim.
- 2.0x kesme çarpanı dolayısıyla daha ufak lenslerle daha uzağa erişebilme. Ornegin 4/3 sistem için üretilen Sigma 150mm f2.8 ile muhtesem makrolar çekebilirsiniz, veya bir yerlerden 300mm f2.8 bulursanız değmeyin keyfinize.
- Sanat filtrelerini bayağı kullanıyorum. Alışınca nerede ne kullanmanız gerektiğini de öğreniyorsunuz.
- Dönüştürücü yardımıyla hemen her lensi kullanabilme olanağı. FD, EOS, OM, Nikon, Sony vs.. ne varsa, hem de optik elemana ihtiyaç duymadan kullanabiliyorsunuz. Örneğin ben araya iki dönüştürücü takarak 50mm f1.4 OM lens kullanıyorum.
- 4/3 - m4/3 dönüştürücüsü ile uygun fiyatlı Olympus lenslerde bile otomatik netleme çalışıyor. Sony NEX'in dönüştürücüsü sadece bazı SSM lenslerle otomatik netleme yapıyor, ucuz SAM lensler AF yapmıyor.
- Uygun fiyat. Türkiye'de de uygun sayılır.
- Beklediğimden daha sağlam yapı. Elinize aldığınızda gerçekten sağlam olduğunu hissediyorsunuz.
- Flaş var, böylece harici flaş bile yönetebiliyor. EP-1 ve EP-2'de bu yok. Ayrıca flaşı elle hafifçe üzerinden bastırırsanız kafası yukarı dönüyor, böylece tavandan sektirebiliyorsunuz.
- Beklenmedik kadar özelleştirilebilir. Önceki sayfada anlattığım menülere bakarsanız anlarsınız.
- Gövdede titreşim engelleyici (azaltıcı diyelim) var. Olympus haricindeki ufak makinelerde bu yok (Sony NEX, Samsung NX, Panasonic G serisi).

Çok iyi değil:

- ISO arttıkça detaylar ve renkler APS-C algılayıcıya göre daha fazla bozuluyor.
- En az bir kontrol tekerleği lazım (E-PL2'de koydular).
- Ekran daha büyük olsaymış (yenisinde büyük).
- ISO3200'de renkler de bazen kayıyor. Yeni E-PL2'de ISO6400 üst limit, nasıl olduğunu merak ediyorum.
- Sanat filtreleri video sırasında çalışıyor, ama diorama ve pinhole o kadar atlamalı gidiyor ki insanın çekesi gelmiyor.
- Video formatı M-JPEG, yani pek efektif değil. MPEG4 ile aynı boyda dosyaya aynı kalitede daha zun video sığıyor. Ayrıca 1920x1080 değil 1280x720 (bu bazıları için dezavantaj, ama benim için çok yeterli).
- Otomatik netleme performansı çok parlak değil, bu yüzden hareketli cisimler/canlılar için çok uygun değil. Bu sorun tüm m4/3 sistemlerde var. Sokakta veya durgun cisimlerde tabii ki sorun yok.
- RAW+JPEG fotoğrafların karta yazma hızı yavaş.
- 14-42mm kit lensiyi, ancak 42mm'de uzayan tüp olduğundan fazla hareketli. Çok çok kötü değil, ama beni tedirgin diyor. 9-18mm'de böyle bir sorun yok.
- Maksimum enstantane hızı 1/2000. 1/4000 olmasını tercih ederdim. ISO100 var ama (E-PL2'de kaldırmışlar yazık ki) çok aydınlık ortamlarda ve hareketi dondurmak için 1/4000 daha iyi olurdu. Aşırı ışıkta diyaframı da çok kısmak iyi değil çünkü ufak algılayıcıda ışık saçılması (diffraction) daha erken devreye giriyor.
- Sony NEX serisindeki gibi hareketli LCD iyi olurdu.
- NEX3 daha ufak. Ekranı da daha büyük ve çoook daha kaliteli.
- ISO yükseldikçe gölgelerde NEX3'e göre daha çabuk gren/gürültü oluşuyor. Gürültü azaltmayı biraz arttırıp bunu halledebiliyorsunuz, ben bu özelliği kapalı tutuyorum.

Kötü:

- D700 ve 5DMarkII evde yatıyor. G11 kullanırken de durum böyleydi ama şu anda lens de değiştirebildiğim için E-PL1 ve NEX'i daha çok taşıyorum.
- Ekrandaki LCD koruyucusunu ve lensin kapağındaki jelatini hala çıkarmadım :). Büyük kıroluk ama kıyamıyorum...
- "Abi sende siyah bir tane vardı, o daha güzeldi" (G11'den bahsediyorlar). Bir de "Sana büyük yakışıyor" var. "Büyük"? Bunu mecburen "Önemli olan işlevi" şakası takip ediyor...
- E-PL1'i uzun süre kullanıp 5DMarkII'ye dönünce insan garipsiyor...

Sonucun sonucu

Ne istediğinizi biliyorsanız Pen serisi bence çok başarılı. D7000 veya 60D'nin yüksek ISO becerisi ve hızlı kullanımını Pen serisinde bulamayacaksınız. Bunun karşın ufak boyutuna rağmen ISO800 ve altındaki fotoğraf kalitesi hemen herkese yeter. 9-18mm f4-f5,6 , 14-42mm f3,5-5,6 , 40-150mm f4-5,6 ve Panasonic 20mm f1.7 lenslerin toplam boyutu ve ağırlığı Canon 24-105 f4 L IS'ye yakın, bu yüzden ufak bir çantada iyi bir set taşıyabilirsiniz. Aynı aralık için taşıyacağınız DSLR lenslerinin boyutu ve ağırlığı bunların iki katından fazla olacaktır.

NEX3 mü E-PL1 mi tercih ederdim? NEX3 daha seri ve yüksek ISO'da biraz daha başarılı ama henüz yeteri kadar lensi yok, ve mevcut lensler çok başarılı değil. İki gövdenin de kendine has üstün tarafları var. Ben şu anda E-PL1'i daha çok tercih ediyorum.
...

27 Mar 2011

Peşinden koşuyoruz!

"Ergenekon Soruşturması'nı yüzde yüz destekliyorumEğer vesayet rejimi vedarbeler son bulacaksa... Bu ancak Ergenekon Davası sayesinde mümkün olacak.
Peki, bu soruşturmada yanlışlar yapılmıyor mu? Elbette yapılıyor. Ama Türkiye'nin mevcut şartlarında aksi mümkün değil.
Ben durumu şuna benzetiyorum:
Katili teşhis etmişiz; işte orada!.. Ama o da bizi fark edip kaçmaya başlamış... Yakalamak için arkasından koşmaktayız... Katille aramızda sürüyle masum insan var... Kan ter içinde koşarken, istemeden de olsa onların ayaklarına, hatta daha kötüsü, nasırlarına basıyoruz..."

Yukarıdaki yazı güzide bir yazarımızdan. Türkçesi: Davaya-kanıta gerek yok, suçu-suçluyu "biz" zaten belirledik. Hukuk falan hak getire. Dava başlamadan "biz" kararı verdik. "Biz" kim? Neden kan ter içinde koşuyorsun?
Adam amaçlarını itiraf ediyor yahu resmen...
Tüm soruşturmanın delillerinin bel kemiği "gizli tanık sistemi"nin AKP döneminde geldiğini yeni öğrendim (Osman Kaçmaz bir programda bahsetti, sonra internette basit bir arama yaptım). Peki "özel yetkili savcılar" kanuna ne zaman girdi? Yani bu davanın hazırlıkları senelerdir yapılıyormuş meğersem. Gizli tanık nedir yahu? Gizli kanıt da olabilir mi mesela? Veya gizli dava? Gizli savcı, gizli hakim? Bu dava başladığından beri adam gibi kanıt gören var mı? Gizli kanıt? Elimizde somut birşey olsa da biz de lanetlesek suçluları, ama yok da yok. Öh yani...
Çok cahilim çoook. Kanun işlerinden hiç anlamam, ama salak da değilim (sanıyorum). Ya da politika ve dünya işlerinden kendimizi soyutlasak mı?
Bu arada bir eğlencelik: http://www.zaytung.com/haberdetay.asp?newsid=89693

21 Mar 2011

Pak Panter

Hayatıma biraz komiklik girsin diye Pak Panter'i seyredeyim dedim, Türk film endüstrisinin neden bir türlü silkinip ayağa kalkamadığını gene anladım. Bu kadar abartılı, konudan ve kurgudan yoksun filmleri hala yapıyorlar demek ki. İğrençti, felaketti, rezaletti. 5. sınıf Amerikan filmi havasındaydı. Tamamen zaman kaybı. Diyaloglar diyalog değil, komik sahneler yok denecek kadar az, konu tuvalette yazılmış, "İsrailliler şöyle, Ruslar böyle" tarzı insanın gözüne soka soka verilen mesajlar, dünyanın en isteksiz/ruhsuz figüranları ve bunun gibi kötü bir filmde olması gereken herşey bu filmde vardı.
Allah yapımcılara, yönetmene, kurgu yönetmenine (varsa), oyunculara akıl fikir, seyredenlere sabır versin. Amin.
Ve para verip satın almıştım...

13 Mar 2011

Olympus E-PL1 incelemesi: Bölüm 1

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

...
Olympus E-PL1 incelemesi: Bölüm 1

Nikon D700'ün özel fonksiyonlarıyla ilgili bir yazıya başlamıştım, ama araya o kadar çok şey girdi ki sıkıldım :) Olympus E-PL1 ile oynamak daha eğlenceli...
4/3 sistemin kullanıcılara en büyük sözü "benzer fotoğraf kalitesi, daha ufak sistem"di. Şimdiye kadar bu sözün pek tutulduğu söylenemez. Gerçi E-4XX serisi bayağı küçük ama lensler hala çok büyük. Olympus'un en üst seviye makineleri E-X serisi de ya rakipleri kadar ya daha büyük ve ağır.

Ve Temmuz 2009'da Pen serisi çıktı.

m4/3 nedir, ne değildir?


Aslında Olympus-Pen 1950ler sonunda çıkan bir konsept, Olympus yeni m4/3 sisteminde orjinal Pen tasarımını korumuş.

4/3 sistemi ne ki?

Tüm boyutlar mm. Burada bir not: Yeni m4/3 algılayıcısının boyutu daha ufak olmasına rağmen 4/3 algılayıcılara göre daha başarılı. Hep diyorum, boyut herşey değil önemli olan işlev :)

Yukarıda görüleceği gibi, 4/3 sistemde standart DSLRlara göre daha ufak algılayıcı kullanılır. Algılayıcıyı bu boyutlara indirerek daha ufak gövde ve lens üretebiliyorsunuz. Ayrıca standart DSLRlarda dev boyutlarda olacak f2.0 zoom lensler de daha rahat tasarlanabiliyor. Mevcut 14-35 f2.0 ve 35-100 f2.0 lensler buna örnek. Bu lensler diğer markalarda yok, olsalar da tahminen normal insanlar taşıyamaz. 4/3 sistemin bir diğer avantajı da aynı diyafram açıklığında daha geniş alan derinliği elde edebilme. Örneğin 5DMarkII ile f11'de elde edeceğiniz alan derinliğini Olympus E-520'de f5.6'da elde edebiliyorsunuz. Bu aynı zamanda dezavantaj, çünkü arka planı öldürmek (bokeh diyelim) 4/3 sistemde ufak algılayıcıdan dolayı daha zor.

4/3 sistemi geliştiren firmalar: Olympus, Panasonic, Leica, Kodak, Fuji, Sanyo, Sigma. Bu firmalardan şu anda en aktif olanları Olympus ve Panasonic/Leica. Sigma da 4/3 sistem için lens üreten tek üçüncü parti üreticisi.

Normal 4/3 sistem makinelerinde lensten gelen görüntüyü optik bakaça aktarmak için bir ayna sistemi kullanılır, bu da gövdenin çok ufalmasını önlüyor. Örneğin E-450 en ufak DSLR olmasına rağmen Nikon D3100'ün boyutlarına yakın.

Peki m4/3 ne? m4/3 "mikro 4/3"ün kısaltması. m4/3 sistemde bu ayna sistemi kaldırılıyor. Ayna kalkınca pekçok yapısal değişiklik oluyor:
- "Flange back" denen, algılayıcının lensin takıldığı yere olan mesafesi azalıyor. 4/3 sistemde bu mesafe 38.67mm iken m4/3 sistemde bu mesafe 20mm. Bu mesafe gövdenin boyunu belirleyen ana etken.
- Yukarıda bahsettiğim mesafe azaldığı için hem gövde ufalıyor hem de daha ufak lensle aynı miktarda ışığı algılayıcıya düşürmek mümkün oluyor. m4/3 sistemde bayonetin çapı 48mm'den 42mm'ye düşürülmüş.
- Optik bakaç olmadığı için gövdenin boyu azalabiliyor.
- Video sırasında otomatik netleme yapmak standart DSLRlara göre daha rahat oluyor.

Aşağıda http://www.four-thirds.org sitesinden aldığım bir gösterim var:


Burada "flange back" daha açık görünüyor. Şeklin en üstünde bu mesafenin kısalmasının lens boyutunu nasıl ufalttığı da çok açık. Aynı şekilde SONY de Nex serisinde bu mesafeyi kısalttı.

Ayrıca aynanın kalkmasının gövdeyi ne kadar ufalttığına dikkat.

Bugün itibariyle gövde ve lenslere bakalım:

Şu anda m4/3 gövdeler şunlar:
- Olympus (O) E-P1
- O E-P2
- O E-PL1
- O E-PL2
- Panasonic Lumix (P) DMC-G1
- P DMC-G2
- P DMC-G10
- P DMC-GH1
- P DMC-GH2
- P DMC-GF1
- P DMC-GF2

Göreceğiniz gibi m4/3 çıkalı yaklaşık 1.5 sene olmasına rağmen envai çeşit gövde var. Hepsi şu anda üretilmiyor ama kısa zamanda neredeyse (örneğin) Pentax'ın DSLR sayısını geçmiş.

Lenslere bakalım:
- Panasonic (P) 7-14mm f4
- P 14-42mm f3.5-5.6
- P 14-45mm f3.5-5.6
- P 14-150mm f4.0-5.8
- P 45-200mm f4.0-5.6
- P 100-300mm f4.0-5.6
- P 45mm f2.8 makro
- P 8mm f3.5 balık gözü
- P 14mm f2.5
- P 20mm f1.7
- Olympus (O) 9-18mm f4.0-5.6
- O 14-42mm f3.5-5.6
- O 14-42mm f3.5-5.6 II
- O 14-150mm f4.0-5.8
- O 40-150mm f4.0-5.6
- O 75-300mm f4.8-6.7
- O 17mm f2.8
- Voigtlander 25mm f0.95.

Lenslerde çok fazla eksik yok. Birçok markanın 10 yıllık DSLR lensi sayısından daha çok sayıda m4/3 lensi var. Sigma da m4/3 lensler üzerinde çalışıyor.

Bu lensler dışında, basit mekanik dönüştürücüler ile (optik elemana ihtiyaç duymadan) hemen her markanın lensini m4/3 sistemde kullanmak mümkün. 4/3 lenslerin birçoğu da MMF-2 adaptörü kullanılarak otomatik netleme ile kullanılabiliyor. Ben standart 40-150mm'yi (4/3 lensi) MMF-2 ile beraber 190$ civarına aldım. Arada optik eleman olmadığı için görüntü bozulması da minimum oluyor.

m4/3 sistemi ne kadar yaratıcıysa flaşlari o kadar saçma. Üzerinde konuşmaya bile değmez. Bu sistem için Canon 270ex ve Nikon SB-400 tipi bir flaş gerekli.

m4/3 sistemde optik bakaç olmadığı için Olympus ve Panasonic'in elektronik bakaçları var. Bunlardan Olympus VF-2'yi öneririm. 15 dakikalık kısa kullanım tecrübemde aleti çok beğendim. Görüntü net ve elektronik olduğu için ekranda birçok bilgiyi görebiliyorsunuz. Açısı yukarı-aşağı değişebiliyor. 1-2 nesil sonra bu aletler optik bakaçları aratmayacak diye düşünüyorum. Tek bir kötü yanı var: 250$ :).

E-PL1, Olympus'un 3. m4/3 gövdesi. En son çıkanı E-PL2.

E-PLX serisi E-PX serisine göre bir alt sınıf olarak konumlandırılıyor. Özetle önemli farklar şunlar:

- E-PL1'de ayar tekerleği yok (E-PL2'ye bir adet koydular), E-PX serisinde iki adet ayar tekeri var.
- E-PX serisinde stereo hoparlör varken E-PLX serisinde mono var, stereo için ek adaptör ile mikrofon bağlamanız gerekli.
- E-PLX serisinde titresim azaltıcı sistem 3 stop, E-PX serisinde 4 stop etkili (Olympus'un iddia ettiği değerler).
- E-PLX serisinde flaş var, E-PX serisinde yok.
- E-PL1'in ekranı 2.7", diğerlerinde 3.0".

E-PL1 -Teknik Özellikler

Pil dahil kütle: 482 g
Boyutlar: 115x72x42mm
Algılayıcı: 12,3 MP Live MOS (Panasonic üretimi)
Kesme çarpanı: 2.0
Dosya formatları: JPEG, RAW (ORF dosyası)
Video: 1280x720, 640x480 (saniyede 30 kare, MotionJPEG)
Kit lens: Olympus 14-42mm f3.5-5.6 L ED (40.5mm filtre çapı)
Otomatik netleme: 11 adet kontrast tabanlı otomatik netleme noktası. Yüz tanıma özelliği var.
LCD: 2.7 inç, 230.000 piksel
ISO aralığı: Doğal ISO 200-3200. ISO100'e algoritma ile inebiliyor.
Enstantane aralığı: 1/2000 ile 30 dakika arası (Bulb modunda).
Flaş mesafesi: ISO100'de 7 metre.
Kart: SD/SDHC (Class10 destekli, maksimum 32GB)
Pil kapasitesi: 290 çekim (CIPA standardı).


E-PL1 - Fiziksel


Fotoğraf Dpreview'dan. Bendeki gövde aynı, lens siyah.




Dikkat ederseniz flaş yuvası bir kapakla kapalı.





Artistik fotoğraflarla devam edelim:

14-42mm lens kapalıyken. Bu durumda fotoğraf çekemiyorsunuz.

14-42mm açık.









E-PL1'in kontrolü DSLR kadar rahat değil, en azından bir kontrol tekeri olsun isterdim (E-PL2'ye koydular). Alıştıkça hızlanıyorsunuz tabi. Bu konuda G11 ve G12 çok daha iyi.

Gövde çok sağlam. Elinize aldığınızda farkediyorsunuz. Göründüğünden daha ağır. E-P2'yi de bir dükkanda karıştırdım, arada fark göremedim. USB-HDMI bağlantılarının kapağı biraz dandik gibi ama şu ana kadar hiç kullanmadığım için dert etmedim.

Ekran 2.7" LCD, çözünürlüğü 230,000K. Çok şikayet etmedim. Tabi 3.0" ve 460,000K olsa daha iyiydi ama E-PL1 çıktığında "ucuz Pen" diye çıktı, dolayısıyla bir anda herşeyi alamıyorsunuz :)

Kit lens ile beraber mont cebine sığıyor ama G11/G12 bu konuda daha rahat, yani bu makine cep makinesi değil, kompakt olarak düşünmeyin.

Gövde tasarımında en sevmediğim şey üçayak bağlantı noktasının lens aksiyle çakışmaması. Bu durum panorama çekimlerinde sorun yaratır.


Menüler

E-PL1 beklenmeyecek kadar kompleks bir gövde (Bu cümleye dikkat edin). E-620, ve hatta E-30'la birçok ortak özelliği var. Neredeyse 5DMarkII'den daha fazla özelleştirilebilir. Örneğin pozlama haricinde, beyaz ayarı, flaş ve ISO basamaklaması (bracketing) yapabiliyorsunuz! Veya varsayılan JPEG boyutlarının boyutlarını ve sıkıştırma oranlarını ayrı ayrı ayarlayabiliyorsunuz. Aşağıda daha detaylı açıkladım.

Ayrıca bu ufak aletin 3 flaşa kadar kablosuz yönetme becerisi var! Söylenilene göre E-3 (hatta E-5) ile aynı fonksiyonlara sahip, E-3 veya E-5 kullanmadığım için yorum yapamıyorum. Bazı markalarda da bu özellik var ama E-PL1'de flaşları çok detaylı bir şekilde yönetebiliyorsunuz. Yalnız "Patla" komutu veren gövdeler biliyorum (onu da diyemeyen bir 5DMarkII kullanıyorum yazık ki...).

Menü ilk açılışta 4 ana menüye ayrılmış görünüyor, 5. menüyü ayrıca siz açıyorsunuz (aşağıda İngiliz anahtarının üzerindeki iki çark ile gösterilen menü).

Şimdi menülere bakalım:


Card Setup: "All Erase" ile karttakileri siliyorsunuz, "Format" ile kartı formatlıyorsunuz. Ben her seferinde formatlamayı öneririm.
Custom Reset: PASM modlarında yaptığınız değişiklikler makine kapatılınca kaydedilir. Bu seçenekte istediğiniz iki ayar tipini kaydedebilir veya fabrika ayarlarına dönebilirsiniz.
Picture mode: Makinenin renkleri nasıl algılaması gerektiğini, keskinlik-doygunluk-karşıtlık-gradasyon ayarlarını buradan ayarlıyorsunuz. "Gradasyon" Canon'da "Auto Lighting Optimizer" Nikon'da "D-Lighting" teknolojilerinin karşılığı. Burada Auto, Normal, High Key ve Low Key seçenekleri var. Auto'nun adı üzerinde, Normal çok birşey yapmıyor gibime geldi. High Key parlak kısımlardaki detayları, Low Key gölgelerdeki detayları kurtarmak için. Olympuslar'da bu High-Low key olayı uzun zamandır var.
Garip işaret: Hoparlöre benzeyen işaretten fotoğraf ve video kalitesini ayarlıyorsunuz. Aynı şeyi Start/OK ile açılan menüden de yapabildiğiniz için ben hiç kullanmadım.
Image aspect: Buradan fotoğrafın oranını ayarlıyorsunuz. 4:3, 3:2, 16:9 ve 6:6 (1:1) seçenekleri var. Bu seçenek yalnız JPEGleri etkiliyor, RAW her zaman 4032x3024 oluyor.



En üstteki seçenekten çekim hızı ve geciktirme süresini ayarlıyorsunuz. Aynı seçenek hızlı ayar menüsünde de var.
Image Stabilizer (IS): Titreşim azaltıcı sistem ayarları. E-PL1'de (diğer Olympuslar'da olduğu gibi) gövdede bu sistem var. Burada IS'i kapatabilir, çift yönlü, yalnız yatayda veya yalnız düşeyde çalışmak üzere ayarlayabilirsiniz.
Bracketing: "Basamaklama" diyebileceğimiz bu ayarda makine 4 farklı kategoride basamaklama yapabiliyor:
    - Pozlama telafili: +1 -1 aralığında 0.3 EV hassaslığında 3 poz. Ya seri çekmeli veya ardarda 3 kez çekim yapmalısınız.
    - Flaş pozlaması telafili: +1 -1 aralığında 0.3 EV hassaslığında 3 poz. Ya seri çekmeli veya ardarda 3 kez çekim yapmalısınız.
    - ISO basamaklama: +1 -1 aralığında 0.3 EV hassaslığında 3 poz. Tek çekimde 3 basamağı da çekiyor, 3 defa çekmeye gerek yok.
    - Beyaz ayarı basamaklama: Sarı-mavi (amber-blue) arasında 2-4-6 basamaklı 3 poz ve yeşil-macenta (green-magenta) arasında 2-4-6 basamaklı 3 poz. Tek çekimde 3 basamağı da çekiyor, 3 defa çekmeye gerek yok. Burada sarı-mavi ve yeşil-macenta'yı aynı anda basamaklamak isterseniz alet kombinasyon yapıp 9 poz çekiyor. İlginç...
Multiple Exposure: Birden fazla fotoğrafı aynı karede birleştirmeye yarıyor.
Flaş pozlama telafisi: Flaşın gücünü ayarlıyor. 0.3EVlik basamaklarla -3 +3 EV arasında ayarlayabiliyorsunuz.
RC Mode (Flash Remote Control Mode): Bu modda uzaktan yönetilebilen 3 adet flaşı E-PL1'in flaşıyla yönetebiliyorsunuz. Bu modda gövdedeki flaş pozlamayı etkilemiyor, yalnız flaşları yönetebiliyor.






Fotoğraf izleme menüsü. Bu menüde:
En üstteki seçenek: Fotoğrafları sırayla izleyebiliyorsunuz. Bu seçenekte 1- fotoğraf geçişlerinde hangi müziğin çalacağını (3 adet var); 2- geçişlerde kullanılacak dosya türünü (fotoğraf, video, hepsi); 3- kaydırma süresi (2-10 sn arası) ve 4- videoların tamamının mı yoksa ilk 3 saniyesini mi tamamını mı göstermek istediğinizi seçiyorsunuz.
Edit: Fotoğrafları düzenlemeye yarıyor. Bu menüde iki veya üç fotoğrafı üst üste bindirebilir veya fotoğraf düzenlemeye geçebilirsiniz. RAWları makinedeki ayarlarla JPEG'e dönüştürebilir, fotoğraflara sesli not ekleyebilirsiniz. JPEG düzenleme ayarları da çok çeşitli: 1- Gölge ayarlama (Nikon'da D-Lighting veya Canon'da Auto Ligthing Optimizer gibi); 2- Kırmızı göz düzeltme; 3- Kesme; 4- Boyut oranları ayarı (3:2, 16:9 ve 6:6); 5- Siyah beyaz; 6- Sepia; 7- Doygunluk; 8- Boyut ayarı (1280x960, 640x480, 320x240) ve 9- e-Portre (fotoğraftaki yüzleri tanıyıp yumuşak tonlar uyguluyor).
Baskı sırası ayarı: Anlatmaya gerek var mı?
Reset Protect: Silinmemesi için kilitlenmiş tüm fotoğrafları açar.



Özel ayarlar menüsünden önce genel ayarlar menüsüne bakalım. Burada saat ve tarihi değiştirebiliyor, dili seçebiliyor (Türkçe var), LCD'nin parlaklığı ve renk sıcaklığını ayarlayabiliyor, çekilen fotoğrafın ekranda ne kadar kalacağını ayarlayıp, makinenin ve lensin yazılımını görebiliyorsunuz. Alttan ikinci seçenek "özel ayarlar menüsü"nü açıyor (makineyi ilk elinize aldığınızda bu menü kapalı).




Bu menüde makineyi istediğiniz gibi yapılandırmak için envai çeşit ayar var. Bu kadar bir makinede bu kadar çok ayarın olması garip, ama çok iyi. Her ayardan bahsetmeye niyetim yok, bence işe yarayacak ayarları anlatacağım. Menü A'dan J'ye kadar alt menülere ayrılmış ve her menünün hangi ayarlara ayrıldığını açık açık yazmışlar:

A (Otomatik/manuel netleme ayarları)
AF Mode: Burada video ve fotoğraf için AF modlarını seçiyorsunuz. Seçenekler tekli, sürekli, manuel, tekli + manuel (ilık neteme otomatik, sonra manuel netleme), sürekli + TR (netleme sürekli yapılıyor ve makine ilk netlenen cismi takip etmeye çalışıyor). Tüm seçenekler fotoğrafta çalışyor ama video modunda sürekli netleme iyi çalışmıyor. E-PL1 sahnede değişiklik farkedince sürekli otomatik netleme yapıyor, fakat bunu her zaman yapamıyor. 14-42mm'den beklemiyordum ama 9-18mm MSC olduğu için sürekli netleme yapmasını beklerdim. 9-18mm ile odağı 9 ve 18mm arasında değiştirince otomatik netleme devreye giriyor. Video sırasında deklanşöre yarım bastığınızda da netleme çalışıyor ve fotoğraf modundaki kadar hızlı.
Reset lens: Bu seçenek açıksa makine her kapandığında lens sonsuza netlenmiş bırakılıyor.
Focus ring: Elle netleme halkasını yönünü değiştirebiliyorsunuz. Olympuslar'da yıllardır manuel netleme "Focus-by-wire" dene sistemle yapılıyor. Bu sistem elektronik olduğu için halkayı çevirme yönünü belirleyebiliyorsunuz.
MF assist: Manuel netleme sırasında size yardımcı olmak için LCD'deki görüntü büyüyebiliyor. Aslında LCD'nin çözünürlüğü 460.000K gibi yüksek olsaydı daha iyi olurdu ama hiç yoktan iyi.

B (Düğme ayarları)
E-PL1'de video ve Fn tuşlarına çeşitli görevler atayabiliyorsunuz.

AEL/AFL: Tekli, sürekli ve manuel netleme modlarında AEL/AFL tuşu ve deklanşörün ne işe yarayacağını belirliyorsunuz. Örneğin Fn tuşuna AEL/AFL fonksiyonu atadıysanız Fn'e basınca AF'nin başlamasını, deklanşör ile pozlamanın yapılmasını sağlayabilirsiniz. Veya Fn'e basınca yalnız pozlama yapılır, deklanşör ile netleme ve çekim yapabilirsiniz. Bunun gibi birçok kombinasyon var.

E-PL1'in kılavuzundan alıntıdır

AEL/AFL Memo: Bildiğimiz "Pozlama ve netleme kilitleme"nin Olympus'çası.
Fn Function: Fn tuşuna atamak istediğiniz fonksiyonu seçiyorsunuz. Bunlar: 1- Yüz tanıma, 2- Alan derinliği önizleme (lensi ayarladığınız diyaframa kapatır), 3- Tek-dokunmayla beyaz ayarı, 4- AF Home (önceden belirlediğiniz AF noktasını seçer), 5- Otomatik netlemeye geçiş, 6- RAW çekme, 7- Test fotoğrafı (karta kaydetmeden), 8- My mode (istediğiniz ayaları önceden kaydedip istediğiniz anda bu ayarları çağırabiliyorsunuz), 9- Su geçirmez kap modu (breh!), 10- AEL/AFL, 11- Video çekimi durdur/başlat, 12- LCD'yi kapat/aç, 13- Geçersiz (düğmeye hiçbir fonksiyon atamıyabiliyorsunuz, çok akıllıca...)
Movie Button: Video düğmesine de Fn tuşunda listelediğim fonksiyonları atayabiliyorsunuz.

Ben video tuşunu video için biraktım, Fn tuşuna "tek tuşla beyaz ayarı"nı atadım. Olympus'un JPEGleri o kadar başarılı ki, düzgün beyaz ayarı yaparak çoğu kullanılabiliyor.

My Mode Setup: Makine ayarlarını istediğiniz şekilde iki yere kaydedebiliyorsunuz. Örneğin "Landscape" fotoğraf modu + 16:9 oran + -0,3EV pozlama + -1 +1 arası pozlama basamaklaması ayarlarını kaydedip, manzara çekecekseniz anında bu ayarları geri çağırabilirsiniz. Hangi ayarların saklanabileceği kullanma kılavuzunun 104. sayfasında verilmiş.

C (Deklanşör önceliği)
Burada tekli ve sürekli otomatik netleme modlarında deklanşörün önceliğini seçiyorsunuz. "ON" seçerseniz makine netleme yapamasa bile çekim yapabilirsiniz.

D (Ekran, sesler, bağlantı ayarları)
Live View Boost: "ON" konumunda LCD'nin parlaklığı arttırılıyor, böylece aşırı parlak ışıkta LCD'nin görülebilirliği artıyor ama pozlama/ışık değişikliklerini doğru bir şekilde göremezsiniz.
Info setting: "Info" düğmesinin ekranda hangi bilgileri göstereceğini ayarlıyorsunuz. Ekranda canlı histogram ve parlaklık/gölge (highlight/shadow) uyarısı (canlı olarak, yani siz fotoğraf veya video çekerken!) görmek çok iyi oluyor, her makinede bunların olması gerekli. Aynı şeyleri çektiğiniz fotoğraflara bakarken de görebiliyorsunuz. LCD'de değişik şekillerde ızgaralar gösterebiliyorsunuz. Daha birçok ayar var, hepsine girmedim.
Control setting: Daha çok "OK/Start" tuşunun ne işe yaradığını ayarlıyorsunuz. Olympus'un icadı olan "ekranda tüm ayarların bir arada olup oklarla üzerlerine gidip ayar yapabilme"yi sağlayan SCP (Super Control Panel)'i de buradan aktifleştirebiliyorsunuz. SCP ana ayarları bir ekranda görebilmek adına çok yararlı, ama bir tekerlek olsaydı da ayarın üzerindeyken değişikliği anında yapsaydık daha iyi olurdu. Bu şekilde ayarı yapınca SCP kayboluyor, OK tuşuna basıp gene çağırmanız gerekiyor. Not: Eğer hem "Live Control" hem "SCP" açıksa, OK'e basıp "Live Control" menüsünü çağırıyorsunuz, sonra INFO'ya basıp SCP'yi çağırabiliyorsunuz.
Histogram setting: Parlak/gölge uyarısı için bu değerlerin aralığını seçiyorsunuz. Saçma bir cümle olduğu için hemen açıklıyorum: +255 ve 0 arasında parlaklık düşünün. Örneğin histogramda uyarıyı parlaklık değeri 255'teyken değil de 250 değerindeyken almak isteyebilirsiniz, aynı şekilde gölgelerin 0 değerinde değil de 5 değerinde uyarı vermesini de isterseniz bu ayar önemli.
Beep sound: Bir makineyi elima aldığımda ilk aradığım ayar bu: Netleme olduğunda makineden çıkan gerizekalı "bip" sesini kapatma ayarı.

E (Pozlama, ölçüm modları, ISO)
EV step: Pozlama basamaklarını 0,3EV, 0,5EV veya 1EV olarak değiştirebilirsiniz.
Metering (ölçüm): E-PL1'de 5 çeşit ölçüm metodu var: 1- ESP (sahnenin 324 noktasından ölçüm alır), 2- Merkez ağırlıklı (Okumayı gene heryerden yapar ama sahnenin ortasındaki yaklaşık %60'lık bölüme daha çok önem verir), 3- Spot (sahnenin yalnız tam ortasındaki %2'lik bir bölgeden okuma yapar), 4- Spot Hi (Spot gibi, ama sahnenin pozlamasını arttırır, böylece parlak bölgeler gerçekten parlak çıkar- örneğin karlı bir ev), 5- Spot Sh (Spot gibi, ama sahnenin pozlamasını azaltır, böylece gölgeler gerçekten karanlık çıkar- örneğin kara bir kedi)

Kareler 18x18=324 adet


ISO-Auto Set: Otomatik ISO modunda makinenin çıkacağı maksimum ISO'yu ve varsayılan ISO değerini belirleyebilirsiniz.
Bulb timer: Bulb modundaki maksimum süreyi ayarlıyorsunuz. 1-30 dakika arası seçebiliyorsunuz.
Anti-shock: Deklanşöre basmanızla çekim arasındaki süreyi ayarlıyorsunuz. Aslında "mirror-up" modu gibi, ama bu gövdelerde ayna olmadığı için böyle bir isim bulmuşlar. El kadar alette bile bu mod var, D700'de yok ya ben ona yanıyorum...

F (Özel flaş ayarları)
Bu menüde flaş senkronizasyon hızlarını ve flaşın pozlamayı etkileyip etkilemeyeceğini belirliyorsunuz.

G (Fotoğraf kalitesi, renk, beyaz ayarı)
Noise reduction: Uzun pozlamada oluşan greni azaltma ayarları bu menüde. Burada "karanlık kare çıkarımı" (dark frame subtraction - Türkçe'sini uydurdum) metodu uygulanıyor. Bu metotta bir karanlık bir de normal poz çekiliyor. Karanlık pozlamada ortaya çıkan hatalı piksel veya gren, normal pozlamadan çıkarılıyor. Burada iki poz çekildiği için çekim süresi iki katına çıkıyor: Örneğin 15 saniyelik çekim 30 saniyeye çıkıyor.
Noise filter: Kapalı, düşük, standart ve yüksek olmak üzere 4 kademeli gren azaltma filtresi uygulayabiliyorsunuz.

White balance: Burada detaylı beyaz ayarı yapabiliyorsunuz. Burada her DSLR'da bulunan standart ayarşar haricinde 2 adet ek floresan ışık ayarı, 2000-14000K arası seçilebilen özel renk sıcaklığı ayarı ve tek dokunuşla beyaz ayarı yapmayı sağlayan seçenek bulunuyor. Ayrıca her beyaz ayarı seçeneğinde amber ve yeşil ile ince ayar da yapılabiliyor (Aynen D700'e olduğu gibi). JPEG çekenler için önemli, ama zorlu koşullarda tek RAW çekip sonradan PC'de ayar yapmak da hemen hemen aynı zamana mal oluyor.
Burada bir konudan bahsetmek gerek. 


Shading compensation: Köşe kararması giderme ayarı (diğer markalarda "vignetting control" diye de geçer).
Quality set: Normalde 4 farklı tip JPEG modunu hızlı erişim menüsünden seçebiliyorsunuz. Bu 4 tip JPEG'in boyutlarını ve sıkıştırma oranlarını seçebiliyorsunuz.

E-PL1'in kılavuzundan alıntıdır
Pixel count: JPEG detay ayarları yukarıdakiyle kalmıyor, ek olarak Orta ve Küçük fotoğrafların piksel sayılarını da belirleyebiliyorsunuz. Örneğin Orta JPEGleri

E-PL1'in kılavuzundan alıntıdır

H (Kayıt/Silme)
Quick erase: Çöp sepeti tuşuna bastığınızda fotoğrafı direkt silmeyi seçebilirsiniz (evet/hayır sorusunu görmeden).
RAW+JPEG erase: RAW+JPEG çekilen fotoğraflarda silme tuşuna basınca JPEG, RAW veya RAW+JPEG'i beraber silme seçenekleri burada. 5DMarkII'de çok arıyorum bu seçeneği.
File name: Dosya isimlerinin ilk 4 karakterini değiştirebiliyorsunuz. Örneğin "EPL1xxxx.jpeg" şeklinde dosyalar yaratabilirsiniz.
Priority set: B.kunu çıkarmak bu oluyor işte: "Sil" tuluna basınca varsayılan olarak "Evet" mi "Hayır" mı seçili olacağını belirliyorsunuz. Ya Olympus'lu mühendis arkadaşlar, gidin lens yapın, flaş yapın, böyle seçeneklere zaman harcamayın...
DPI setting: Fotoğrafların DPI değerlerini ayarlayabiliyorsunuz. Ben her zaman 240'ta bırakıyorum. Unutmayın bu ayar yalnız baskı alanlar için önemli, fotoğraflarınızın kalitesini etkilemez.

I (Video)
Movie mode: Video çekimi sırasında geçerli modu seçiyorsunuz. E-PL1 P, A, M ve Art modlarında çekim yapabiliyor. Hızlı menüden de bunu seçebildiğiniz için çok kullanmıyorum.
Movie+Still: Burada video sonunda makinenin otomatik olarak fotoğraf çekmesini sağlayabiliyorsunuz. Neden? Ben bilmem, Olympus mühendislerine sorun...
Movie sound: Videodaki sesi kapatabiliyorsunuz.

J (Fotoğraf araçları)
Pixel mapping: Algılayıcıda oluşabilecek hatalı pikselleri belirleyip yokeder.
Exposure shift: Her ölçüm metodunda -1 ve +1 EV arası pozlama telafisi yapabiliyorsunuz (1/6EV basamaklarla). Bu normal pozlama telafisinden farklı olarak, her durumda çalışır. Yani örneğin merkez odaklı ölçüm metodunda +1/3EV değerini girerseniz, her çektiğiniz fotoğraf +1/3EV fazla pozlanmış çıkacaktır. Bu ayar LCD'ye yansımıyor ve makineyi fabrika ayarlarına döndürünce ilk haline dönmüyor. Yani neymiş? Bilmeden herşeye dokunmamak lazımmış :)


Bitti :) Artık "E-PL1 beklenmeyecek kadar kompleks bir gövde." ile ne dediğimi anladınız herhalde. Ufacık fıçıcık içi dolu turşucuk...

Lensler


m4/3 sistemin en büyük avantalarından biri lenslerin boyutunu ufak tutabilmek. İşte sonuç:

Soldan sağa: Sony 16mm f2.8 kompakt lens, Olympus 14-42 m4/3, Canon 24-105 f4 L IS, Olympus 9-18mm m4/3
Soldan sağa: Sony 85mm f2.8 SAM, Olympus 40-150mm 4/3, Olympus 9-18mm m4/3, Canon 24-105 f4 L IS

Soldan sağa: Sony 16mm f2.8 kompakt lens, Olympus 14-42 m4/3, Canon 50mm f1.8, Olympus 9-18mm m4/3
Soldan sağa: Sony 85mm f2.8 SAM, Olympus 40-150mm 4/3, Olympus 9-18mm m4/3, Canon 24-105 f4 L IS. Arka kapakları çıkardım





MMF-2 dönüştürücüden yukarıda bahsetmiştim. Kendileri aşağıda işbaşında:


Standart 4/3 Olympus 40-150mm lens + MMF-2 dönüştürücü. Bu ikili 200$'ın altına geldi.

Yukarıdaki Sony LA-EA1 Alpha-NEX dönüştürücü, aşağıda MMF-2. Dikkat ederseniz SONY dönüştürücüde üçayak için aparat var. Bence muhteşem bir düşünce çünkü NEX gövdeler ufak, takacağınız lensler her durumda dengesiz olacak. Olympus'tan da böyle birşey beklerdim. Ek olarak, dikkat ederseniz iki dönüştürücüde de optik eleman yok, ki bu bozulmayı minimuma indiriyor.
Yeri gelmişken NEX-3 ile E-PL1'i de yanyana görelim. Elimde Sony 18-55 yok, 16mm f2.8 ile idare edin:







Elimde 14-42mm (kit lens), 9-18mm, 40-150mm ve 50mm f1.4 OM lensler var. Unutmayın bunların 35mm'deki karşılıkları için odak mesafelerini 2 ile çarpacaksınız, yani örneğin 9-18mm 5DMarkII'de 18-36mm'lik bir lensin açısına denk geliyor. Aslında lens hala 9-18mm ama kesme faktörü buna yol açıyor. Bu lenslerle ilgili kısaca yorumlarımı yazayım:

Önce genelleme: Tüm Olympus lensler optik olarak çok başarılı. Panasonic'in lensleri netlemede daha hızlı ama daha büyük ve ağır.
40-150mm telefoto: Standart 4/3 lens, dolayısıyla E-PL1'de kullanmak için dönüştürücü ile beraber aldım. Optik olarak beğendim, ışık iyi olduğunda keskinlik ve kontrast iyi. 5DMarkII'de 80-300mm'ye denk geliyor. Düşük ışıkta otomatik netleme yaparken biraz zorlanıyor. Mekanik olarak orta seviyede, netleme sırasında biraz ses çıkıyor. Yalnız bayoneti metal, geri kalanı plastik. Yerden yere atmadığınız sürece uzun süre idare edecektir.
14-42mm kit lens: Kapandığında katlanabilen, ufacık bir zoom lens. Tam kare makinelerdeki 28-84mm'ye denk geliyor. Netleme hızı idare eder, biraz da ses yapıyor. Genelde keskin, köşelerde de sorun yok (Olympus lenslerin genel özelliği). Bir derdi var: İçte hareket eden tüp biraz oynak, dolayısıyla düşük enstantanelerde titreme yapıp fotoğrafı bulanıklaştırabiliyor. Ben bunu gece çekim yaparken farkettim, gündüz çok sorun olmuyor. Yeni versiyonda bunu düzelttiklerini söylüyorlar.
9-18mm: Ufacık süper geniş açı lensi. Şu anda en çok kullandığım lens bu. 18-36mm açı çok faydalı, netleme hızlı ve sessiz. Geniş açı için yeterince keskin. Keşke f2.8 veya en azından sabit f4 olsaydı. Panasonic 7-14 f4 almayı planlıyordum ama ben alırken hem pahalıydı hem cebe girmeyecek kadar büyük (normal DSLR lenslerinden çok çok daha küçük olmasına rağmen). E-PL1 + 9-18mm mont cebinde taşınabiliyor.
50mm f1.4 OM: Bunu arkadaşımda buldum, uzun süredir bende. OM bayonet olduğu için 2 adet dönüştürücü (OM-4/3 ve 4/3-m4/3) kullanıyorum :). Elle netleme yapmak kolay olmuyor, yapabildiğimde iyi sonuç alıyorum. 100mm'te f1.4 ışık alan lens kullanmak hoş birşey (5DMarkII'de alan derinliği olarak 100mm f2.8 lense eşit). Lens tamamen metal, netleme halkasının hassasiyeti çok iyi.

Bu lenslerin netleme hızları Canon'un USM lenslerinin çok gerisinde. Panasonic'in lenslerinin daha hızlı olduğu söyleniyor, ama hala m4/3 sistemler hızlı netleme gereken durumlar için uygun değil. Aşağıdaki performansı m4/3 sistemlerde aramayın:

video
Canon 5DMarkII + 100mm f2.8 L IS. Netlemeyi elle yakına ve uzağa doğru bozup AF yaptırdım. Eski 100mm makro da çok hızlı.


Fotoğraf Kalitesi

Bu önemsiz bölümü :) sonraki yazıda bulabilirsiniz.