24 Mar 2010

Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Peki 3 L'in? Ilk Bolum.

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

Girizgah

Not: Bu sayfa tren gibi uzadigindan kalan fotograflari buraya koydum.
Bu karsilastirmayi ben de merak ediyordum :) Yani elimde 100mm'yi kapsayan 3 objektif var, acaba 100mm'de hangisi daha iyi? Hatta 100-400'un 150mm'deki performansi Sigma 150mm'ye gore nasil?

Karsilastirilan lensler:
- Canon 24-105 f4 L IS
- Canon 100-400 f4.5-5.6 L IS
- Canon 100mm f2.8 L IS Macro
Ek olarak:
- Sigma 150mm f/2.8 EX DG HSM APO IF Macro

Objektifler yanyana. Soldan: 100-400, 24-105, 100mm, Sigma 150mm. Sigma ve 100-400'de ucayak aparati var, digerleri icin pek gerek yok ama isterseniz ayrica almaniz gerekiyor.
Objektifler guneslikleriyle beraber. Canon 100mm'ninki neredeyse hepsinden uzun. Bu arada bir not, Canon objektiflerin gunesliklerinin takmasi da cikarmasi da Sigma'ya gore daha kotu. Ornegin 100-400'unkini takarken de cikarirken de "aman kirilir mi" diye korkuyorum (kendileri biraz tuzlu), hem takilma sekli hem gunesligin kendisi hic kaliteli degil. 100mm de benzer, halbuki Sigma'ninki o kadar rahat ve saglam ki...
100-400 ve 24-105'in sonuna kadar acilmis halleri. Digerleri sabit odakli. 4 objektifin de netleme yaparken uzzunluklari degismiyor. Bu arada 100-400 pompali tufek gibi, yani 100'den 400mm'ye gecmek icin aleti tutup ileri itiyorsunuz. Ilk bakista garip duruyor ama alisinca ne kadar hizli oldugunu goruyorsunuz. "Icine toz girer" deniyor, ben boyle birsey yasamadim. Aslinda bu tip tele-foto zoom lenslerin tupleri de genis oldugundan zaten iceri toz almaya aciklar, sabit odaklilarda bu sorun cok cok daha az.
Guneslikler takili halleri. 24-105'i uzatip hile yaptim, digerlerinin yaninda kendisini güdük hissetmesin diye :)

Bastan soyliyim bu testin cok anlami yok, sadece bu lenslerin 100mm ve 150mm'deki performans karsilastirmasini verir; kimse 100mm'de daha iyi diye bu 3 lens arasinda secim yapmaz (yapmazsiniz degil mi?) cunku kullanim amaclari "bambaska". Belki Sigma 150mm ile Canon 100mm'yi karsilastirmak mantikli olurdu ama ona daha genis zaman lazim.

Karsilastirmayla ilgili birkac not:

-Karsilastirma icin karar verdigim ilk sahne bir tepeden diger bir tepe uzerindeki elektrik ve telefon vericisi direklerini cekmekti. Ben cekim yaparken bulutlar o kadar hizli hareket etti ki lens degistir, diyafram degistir, dogru kadraj ayarla derken gecen zamanda beyaz ayari ve isik 150 defa degisti (10 saniyede diyafram degistirip dogru kadrajla cekim yapana kadar bile isik degismis), o yuzden bu fotograflar birebir ayni kosullarda cekil(e)medi ama gene de birkacini ornek olsun diye koydum. Ikinci sahneyi kendi ellerimle kurdum :) Mutfakta masanin uzerinde buldugum herseyi yanyana dizip bir kitap, iki iskambil kagidi koydum.
- 100mm bir lensle bilmemkac kilometre uzaktaki iki diregi cekip fotografi %100 buyutmek aslinda lensi cok zorlamak demek, yani buradaki lensleri kullanim amaciniz "genelde" bu olmayacak. Portakal-Kitap sahnesi biraz daha mantikli gibi.
- Havadaki nem keskinligi cok etkiler, burada da cekilen direkler cok uzakta oldugundan tahminen etkilemistir (hava cok temiz olmasina ragmen).
- Direk cekimlerini elde arabanin penceresinden AF kullanarak yaptim. Sigma haric diger tum lenslerde IS oldugundan elde cekim yapmak cok dert degil. Zaten 3 lensi degistirerek cekim yaptim, bir de ucayakla ugrasmak istemedim. Aslinda yapilmasi gereken sey belki de Canli Onizleme kullanarak elle netleme yapip cekmek (yanimdan beton mikserleri ve agrega kamyonlari gecerken mi?). Ikinci sahnede (portakal-kitap) gene AF kullandim ama bu sefer ucayak kullandim ve dizustu bilgisayarin ekranindan kontrol ettim.
Yukarida "EOS Utility" programinin PC'den cekim modulu goruluyor.
Bu da test duzenegi:
Fotograftaki dizustu ACER 3810T. Ben alirken 600$'di, fiyati biraz artmis. O siralarda Canon yazilimlari 1024x600 cozunurluklu netbooklara kurulmayi reddediyordu (belki su anda kuruluyordur). Simdi 11.6" modeli var, ilk firsatta elimdekini satip onu alirim saniyorum cunku daha pratik.
- 100-400'un IS'i ilk versiyon (yaklasik 2 stop) ve bu digerleriyle karsilastirinca (3-4 stop) kadraj yaparken bile hemen belli oluyor. Sigma ile elde kadraj yapmak "digerlerine gore" daha zor (titresimden dolayi).
- Ikinci sahnede pencere acikti ve isik hemen hic degismedi.
- Iki sahnede de orta ve sol-alt koseleri karsilastirdim. Bunlarda CA duzeltmesi yapmadim, gerekli olursa Canon DPP programi ile RAW dosyasini acip "duzelt" demeniz yeterli.
- Teker teker fotograflari RAW'dan JPEG'e donusturup kesmektense Adobe Bridge'in "Open in Camera Raw", ve sonra da "Synchronize" ozelliklerini kullandim. Bir hatirlatma: Normalde Camera Raw'da birden fazla dosya acamiyorum, ancak Bridge'te birden fazla fotografi secip "Open in Camera Raw" derseniz:
 ... yukaridaki gibi bir ekran aciliyor. Solda sectiginiz fotograflar, sagda normal ACR penceresi cikiyor. Ilk fotografta istediginiz degisiklikleri yapip "Select All"un ardindan "Synchronize"a tiklarsaniz onunuze secenekler geliyor. Bunlardan istediginiz ozellikleri secip ilk yaptiginiz islemlerin aynisini tum fotograflara uygulayabilirsiniz. Ornegin yukarida secili alani tum fotograflara aynen uygulayabilirsiniz.
- Fotograflarin hepsini bu yontemle adlandirdim. Yeni pencerede acarsaniz veya bilgisayariniza indirirseniz isimleri mantikli oldugundan bakmaniz daha kolay olur (cok calistim cook).


Karsilastirma

 Ilk karsilastirma sahnesi bu:
Bu fotografi Arnavutluk'un kuzeydogusunda cektim. Burasi bayagi daglik, aslinda zamanim olsa (ve hava acik olsa) guzel manzara fotografi da cikar.
Fotograflarin yanina dosya isimlerini yapistirdim, gerekli tum bilgiler orada var. Bazilarini titretmisim (cekerken farketmemistim), farkettiklerimi not olarak yazdim. Ilk olarak orta noktalar (hatirlatma: asagidakiler 21MP'lik bir fotografin ortasindan alinmis 1MP'lik parcalar, yani tam fotograf degiller):

f_2.8_100.0 mm_1_4000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.0_100.0 mm_1_2000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.0_102.0 mm_1_1250 s_EF24-105mm f_4L IS USM. 24-105'e gecerken isik degismis.
f_4.5_100.0 mm_1_1600 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.5_102.0 mm_1_1000 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_4.5_100.0 mm_1_800 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_5.6_100.0 mm_1_1000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_5.6_102.0 mm_1_640 s_EF24-105mm f_4L IS USM. Bu fotografta bariz titreme var, o yuzden kusura bakmayin. Simdi gidip tekrar cekmem zor.
f_5.6_100.0 mm_1_640 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_8.0_100.0 mm_1_500 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_8.0_102.0 mm_1_320 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_8.0_100.0 mm_1_250 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_11.0_100.0 mm_1_250 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_11.0_102.0 mm_1_160 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_11.0_100.0 mm_1_125 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_16.0_100.0 mm_1_125 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM. F16'da tozlar acikca gorunmeye baslamis, sensoru temizlemem gerekli.
f_16.0_102.0 mm_1_80 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_16.0_100.0 mm_1_80 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM











Simdi sol alt koseler:
f_2.8_100.0 mm_1_4000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.0_100.0 mm_1_2000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.0_102.0 mm_1_1250 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_4.5_100.0 mm_1_1600 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_4.5_102.0 mm_1_1000 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_4.5_100.0 mm_1_800 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_5.6_100.0 mm_1_1000 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_5.6_102.0 mm_1_640 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_5.6_100.0 mm_1_640 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_8.0_100.0 mm_1_500 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_8.0_102.0 mm_1_320 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_8.0_100.0 mm_1_250 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_11.0_100.0 mm_1_250 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_11.0_102.0 mm_1_160 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_11.0_100.0 mm_1_125 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM
f_16.0_100.0 mm_1_125 s_EF100mm f_2.8L Macro IS USM
f_16.0_102.0 mm_1_80 s_EF24-105mm f_4L IS USM
f_16.0_100.0 mm_1_80 s_EF100-400mm f_4.5-5.6L IS USM










Bunlar biraz uzun surdu, kalani burada.

20 Mar 2010

Gunluk gazeteler

Haberler, haberler, haberler...
 
Hergun gazetelerin ilk sayfalarina goz gezdirip yazarlari ve bazi ilgimi ceken haberlerin detaylarina bakiyorum. Cok zamanim olmadigindan bu isi hizlica yapiyorum. Aslinda hizlica goz atmanin dezavantaji oldugu kadar avantaji da var: Gazetelerin ikiyuzlulugunu ve halk yalakaligini daha iyi goruyorum.
Yabanci basini da ucundan takip ettigimden bazen bizim gazetelerdeki haberlerle yabanci gazetelerdekileri de karsilastiriyorum.

Firsat buldukca aklima gelenleri, yorumlarimi buraya yazayim dedim. Tabii ki bunlar cok derin arastirmalarin sonuclari degil, ama olaylar ve kisiler hakkinda yeterince iyi bir sekilde iliski kurabildigimi dusunuyorum. Zaten bazi seyler o kadar bariz ki...
Bu arada hatirlatayim, bunlar sadece "benim" gorduklerim, uzerinde uzun uzun yorum yapmayacagim.



Yukaridaki gibi haberleri fazlaca gorur oldum. Bu konuda yargi birseyler yapiyor mu acaba, yoksa eskiden oldugu gibi "olen olmus, kalanlar cekmesin" diye 1 ay hapis ve 5TL agir para cezasiyla gecistiriliyor mu? Bu olayda kiza saldiran cocuk da olmus, peki sag kalsaydi mahkeme "hafifletici sebep" bulur muydu?
Bu arada su olayin sonucunu bilen var mi? http://halkboyleistiyor.blogspot.com/2009/10/burcak-ve-digerleri.html
Bu sakalli amca "Meclis HSYK'ya daha fazla uye sokmali" demis. Dogru ya da yanlis, uzman degilim (fikrim var, o ayri). Ilginc olani bu amcanin Fransa'daki yeni yargi reformu icin calisan ekipten olmasi, ve bu reform paketinin yargiclar ve avukatlar tarafindan "bir gun suren grevle boykot edilmesi". Bu yargic ve avukatlara gore yeni paket yarginin ayagini biraz daha bagliyor (oradaki sorun bizden biraz daha farkli). Yani gazetemiz tarafindan referans olarak gosterilen adami Fransa'da yargic ve avukatlar boykot etmisler. Karar sizin...
Bu haber en mide bulandiricisi galiba. Artik Turk cocuklari Ingilizce-Turkce'yi ayni anda ogrenecek, ya da Turkce'yi yarim yamalak ogrenecek mi desek? Bu ek dersler hangi derslerin yerine konacak acaba? Ornegin Turkce dersleri cok boring (!) geciyor, onlar kaldirilabilir mesela.
En gerizekali insan bile bilir ki kendi dilini duzgun bilmeyen-kullanmayan kisi ne fikir ne bilim ne edebiyat uretebilir, ne tartisabilir. Turkiye'yi yikmak isteyen ajan olsam bu kadar aleni hareket edemezdim, ama bazilari o kadar cesur ki...
Bu haber dogru mudur bilemiyorum (tarafsiz gazete olmadigi icin, olsa da uzun sure yasayamaz zaten), ama RTE'nin tavirlari gozumun onune gelince ayni ekipten adamlarin da benzer hareketleri beni sasirtmaz. Kemal Ilter de saniyorum PhD'li bir arkadas, yani aslinda saygi duyulacak bir insan. Peki vatani savunurken kolunu-bacagini kaybetmis birine "HADDINI BIL!" diye bagirmak icin nasil bir ruh hali icinde olmak gerek? Kemal Ilter bunu soylediyse ozur dileyecek mi, veya istifa edecek mi? Simdi ayni haberi digerleri nasil vermis bakalim:
Himmm. Diger gazetelerimiz atlamis galiba, ya da amaclari mi farkli, ya da oyle bir olay olmadi mi?

Bu haberlerde bir de "Chatham Odulu" denen birsey var. Bu Chatham adli kurulusu ben duymamistim, internette biraz arastirinca ilginc seyler cikiyor. Bu kurum Ingiltere merkezli, uluslararasi bir takim raporlar ureten bir kurulus. Bu sayfada ne olduklarini anlatiyorlar. Web sitelerini karistirinca ilginc raporlar rastladim. Ornegin burada Suriye'deki Kurtler ve onlarin haklarindan, nasil kotu muameleye maruz kaldiuklarindan bahsediliyor, burada da Kurtler'in politik istekleri ve haklari anlatiliyor. Ikisinin de yazari Robert Lowe, bu arkadas Kurt ve Ortadogo uzmaniymis. Bu yazilara gore (anladigim kadariyla) artik Kurtler'in uluslararasi alanda sesleri duyulmaya baslanmis, ve bulunduklari ulkelerde kendi haklarini elde etmeleri gerekiyormus (Suriye, Turkiye, Irak ve Iran'da). Yani bagimsiz Kurdistan'dan mi bahsediyor? Beki Ingilizce'm yeterli degildir, bir de siz bakin. Ornegin bu yazi "The Kurdish Policy Imperative" adli raporun son paragrafi:
"These trends mean that the Kurdish situation has to be reappraised and reconsidered with reference to
new political dynamics in Turkey, Syria, Iran, and of course Iraq, and more importantly, the new political
and economic outlook of the Kurds themselves. International policy-makers find it difficult to deal with non-state actors and minorities, but this should not prevent them engaging seriously on Kurdish issues. The recent stand-off between Turkey, the PKK, and the Iraqi Kurds has opened a window onto the intricate web of relations that link different actors together, and has exposed the new interactions caused by domestic political complexities in Turkey and Iraq and the increasing effectiveness of political actors among the Kurds."
Bu rapor Aralik 2007'den, yani yaklasik 2.5 sene onceye dayaniyor.  PKK sorunu da bu donemlerde mi on plana cikiyordu yavas yavas?
Bu odul 2005'ten beri veriliyor. Ilk kime verilmis? Viktor Yushchenko'ya, yani Ukrayna'daki Turuncu Devrim'in (hani Soros destekli olan) bas aktoru, ve sonraki basbakani. Arada bir Katar'li bayan var (hani su Amerikan ve Ingiliz firmalarinin milyarlarca dolarlik is aldiklari ulkelerden biri). Bu odullerin sayfalarinin altinda bir de "Sponsor Firmalar" var. Bu firmalar Dunya'daki devler (Chevron, Lehman Brothers - hani su batan, British American Tobacco, Bloomberg, Royal Dutch Shell vs..).
Odul alanlarin sonuncusu da Cumhurbaskanimiz Abdullah Gul. Cumhurbaskanimizin bu odule layik gorulmesinin verilmesinin sebebi cok (ve guzel yazilmis). Bunlardan biri de "President Gül is also recognized for being an unwavering proponent of anchoring Turkey in the European Union. Under his leadership, Turkey is consolidating civilian democratic rule and undergoing extensive political and legal reforms to bring the country closer to European standards of democracy and human rights." Insallah gercek sebebi budur...
Bu odulu Ingiltere Kralicesi bu yil verecekmis ve Gul bunun icin bu sene icinde Londra'ya cagirilacakmis. Odul torenlerine soyle bir goz attim, smokin giymek zorunlu gibi duruyor. Halbuki Cumhurbaskanimiz yemin toreninde papyon takmamisti, milli bayramlarda da takmiyor (ya da ben goremedim), resmi davetlerde de... Halbuki bu tip davetlerde smokin giyilmesi bir TC gelenegi. Peki Cumhurbaskanimiz hic smokin giymemis mi?


Himm, papyon da takmis ama ilk ve son defa Ingiliz Kralice'sinin yaninda. Bu haberler ciktigi zaman "Cumhuriyet papyon taktiramadi ama Monarsi taktirdi" diye haberler cikmisti, cok aci birsey. Hatirlarsaniz bu davette Ingiliz Kralicesi yaninda "Knight Grand Cross of the Order of the Bath - Şövalyeleri Büyük Haç Nişanı" ile gelmisti. Gul Reagan, Clinton ve baba Bush gibi ABD başkanları ile Hollanda Kralı William’a, Sarkozy’e, Suudi Kralı Abdullah'a takilan bu nisani alan tek Turk Devlet adami olmustu (baskasi var mi yoksa?)

16 Mar 2010

Adobe Bridge'de fotograflarin toplu olarak yeniden adlandirilmasi

Adobe Bridge'in faydalari saymakla bitmez. Bilmeyen icin kisaca bahsedeyim. Bridge Turkce'de "kopru" demek. Adobe'nin urunleri dallanip budaklandikca aralarinda entegrasyonu saglamak isteyen Adobe boyle bir "kopru"yu 2005'te cikan CS2'ye (Creative Suite 2 - Yaratici Takim/Ekip 2. - Film ismi gibiymis) dahil etti. Daha once de benzer bir program vardi ama yeni versiyon cok buyuk yenilikler getirip basit bir fotograf goruntuleyici olmaktan cikti ve basli basina bir program oldu.

Bridge ile fotograflar haricinde Acrobat, Encore. Illustrator, InDesign, Premiere gibi diger Adobe dosyalarini da yonetebiliyorsunuz (zaten bu yuzden adi kopru degil mi?). Diger programlari kullanmadigimdan detaylari/incelikleri cok bilemiyorum.

Asagida ana pencere var:

Ekran goruntusune Winamp da girmis, o kadar yaziyi yazdiktan sonra yeni bir tane yaratmaya usendim. Neyse ki sarki guzel :)

Piyasada bircok isimlendirme programi var. Bunlarla ornegin tum dosyalarinizin basina isminizi ekleyebilir, 0001-0002-0003 seklinde artan dizi seklinde adlandirabilir, veya yaratilma tarihlerini dosya adina ekleyebilirsiniz.

Bridge programinda da benzer bir arac var: "Batch Rename" (Toplu yeniden isimlendirme. Bazi Turkce'ye cevirilerde bu "yigin" olarak geciyor ama "Toplu" daha iyi sanki). Istediginiz fotograflari secip sag tiklamayla "Batch Rename" secenegiyle asagidaki pencereyi aciyorsunuz:



Her fonksiyonu aciklamadim ama yeterlidir umarim. Bu asamadan sonra "Rename"e basip adlandirmayi bitiriyoruz.