1 Eyl 2010

Tokina 11-16'nın optik kusurları üzerine kısa kısa...

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

...
...
Girizgah

Fotokritik'te bir başlık altında Tokina 11-16 hakkında söylenenler kafamda soru işaretleri doğurdu. Bu kadar süredir kullandığım lensi daha tanıyamamış mıyım? Yoksa söylenenler yalnız test sonucu olup pratikte geçerli değil mi? Örneğin belki bu lens ile gerçekten de iç yansımalardan (flare) fotoğraf çekilemiyordur, veya kenarlardaki ışık saçılmaları fotoğrafı rezil ediyordur.

Haydin görek.

İç yansımalar

Önce iç yansımalar. 50D + 11-16 11mm'de yaklaşık Canon 17-40 5DMarkII üzerinde 17mm'ye denk geliyor. Hatırlatayım, 17-40 özellikle 5DMarkII üzerinde (özellikle köşelerde) en başarılı lens değil.



Sağdakiler Canon 17-40, soldakiler Tokina 11-16 ile çekildi. Tokina üzerinde bir-iki leke var. Güneşe doğru fotoğraf çekildiğinde iki lens de kontrast kaybı yaşıyor. Bu etki Tokina'da biraz daha belirgin. İç yansıma iki lenste de var ve oluşan etki ikisinde de farklı. Kişisel seçimdir ama, eğer iç yansımalardan dolayı 11-16 ile fotoğraf çekilemezse Canon 17-40 f4L için de aynı şeyi söyleyebilirim. En azından bazı lenslerde oluşan "güneş fotoğrafın her yerinde" etkisi yok. Keşke elimde başka bir ultra-geniş açı olsaydı da deneseydim.

Işık saçılmaları

Işık saçılmasından bu linkte "Kisaltmalar ve Ozellikler" başlığı altında çok kısa bahsetmiştim. "Genelde" ultra-geniş açılı lenslerin büyük sorunlarından. Yüksek kontrastlı kenar geçişlerinde oluşuyor (Tamron 70-300 Di LD ile yüksek kontrasta da gerek yok, ben Pentax k10D ile her fotoğrafta morluk elde edebiliyordum).

İlk örnekte evin içinden dışarıyı çektim. Dışarısı parlak olunca evin duvarlarıyla yüksek kontrast (karşıtlık) oluşuyor. Photozone'un yaptığı testlerde en kötü CA f8 değerinde oluştuğu için aşağıdaki fotoğrafı f8'de çektim:

50D, Tokina 11-16, f8, 1/125, ISO100



Soldakini RAW'dan direkt JPEG'e çevirdim. Sağdakini ACR'de "Chromatic Aberration" ayarıyla 3 saniyede düzelttim. Yeni Nikonlar JPEG fotoğraflarda bunu makine içinde de düzeltiyor. Kaldı ki A4 boyutunda baskı aldığımda bu morluklar belli olmuyor. Daha büyük baskı alacaksanız ne olacak? Zaten adam gibi baskı almak için adam gibi bir program kullanacaksınız ve bu program CA'yı şipşak düzeltecek.

İkinci örnek olabilecek en kötü senaryolardan biri. Bir köprünün altında durup güneşin yarısını en köşede görecek şekilde çekim yaptım:

En kenarda güneşin yarısı.


Üstteki yarıda görüleceği gibi köprü kirişinin altında mavi-mor bir çizgi var. Alttaki yarıda gene ACR ile düzeltilmiş hali var. 11-16'nın bir avantajı var: CA, aynen bombelik gibi (sayfada "Lens Correction" aratın), çok düzenli, bu yüzden düzeltmesi çok kolay. Bazı lenslerdeki saçaklanmayı ACR ile düzeltemiyorum (hatta ismi lazım değil, bazı L lenslerde böyle), gidip saçaklanma olan yerdeki mor ve magenta'nın doygunluğunu azaltmak zorunda kalıyorum.

Son olarak 17-40 ile karşılaştırayım dedim. Hatırlatayım, 17-40'ın iç yansıma direnci (flare resistance) iyi kabul edilir. Diyafram gene 8:


Tokina + 50D
17-40 + 5DMarkII
Hımmmm.. Ne desem bilmiyorum... İki lenste de güneşlik takılı değildi. CA düzeltmesi yapmadım.
Hazır oradayken 11-16'yı 5DMarkII'ye takıp 16mm-f8'de bir kare çektim. Sonuç:


Tokina'yı satmasam mı acaba :)

Not: Dediğim gibi, elimde Sigma 10-20 f3.5 veya Canon 10-22 f3.5-4.5 gibi rakipler olsaydı daha iyi olurdu.
Not2: Bendeki 17-40'ın sol tarafında bir sorun mu var diye şüphelenmeye başladım. Sanki daha iyi olması gerekli gibi...

28 Ağu 2010

Büyük Yalan

http://tr.wikipedia.org/wiki/Joseph_Göbbels

Diktatör ve katil Hitler'in "Mein Kampf" (My Struggle, Kavgam) adlı kitabında yazdığı, Nazi Almanyası'nin propaganda bakanı Joseph Göbbels'in kullandığı bir teori vardır: Büyük Yalan (Big Lie). Türkçe çevirisini okumadım (kitap aşırı kalın, bana gelmez :) ). Dün akşam iktidar partisi güdümlü kanalların hepsinde (olmayan var mı?) aynı yalanları görünce bu teori aklıma geldi. Hemen Hitler'in bu teoriyi nasıl açıkladığını araştırdım ve aşağıdaki İngilizce çeviriyi buldum (10. Bölüm'deymiş):

"In the big lie there is always a certain force of credibility; because the broad masses of a nation are always more easily corrupted in the deeper strata of their emotional nature than consciously or voluntarily; and thus in the primitive simplicity of their minds they more readily fall victims to the big lie than the small lie, since they themselves often tell small lies in little matters but would be ashamed to resort to large-scale falsehoods. It would never come into their heads to fabricate colossal untruths, and they would not believe that others could have the impudence to distort the truth so infamously. Even though the facts which prove this to be so may be brought clearly to their minds, they will still doubt and waver and will continue to think that there may be some other explanation. For the grossly impudent lie always leaves traces behind it, even after it has been nailed down, a fact which is known to all expert liars in this world and to all who conspire together in the art of lying."

Hepsini çevirmeye niyetim yok, ama kısaca şöyle: "Büyük Yalan"ın içinde her zaman inandırıcılık vardır. Basit beyinli halk büyük yalana küçüğünden daha çok inanır çünkü hepsi ufak yalanlar söyler ama daha büyük yalan söylemeye hepsi utanır. Çok büyük ve geniş çaplı gerçek olmayan şeyler yaratamazlar, ve diğerlerinin gerçeği bu kadar çok ve alenen değiştirebileceği akıllarına gelmez. Doğru kanıtlansa bile hala kafalarında "başka bir açıklaması olmalı" şüphesi kalır. "Hayasız-Arsız" derecede büyük yalan, aksi kanıtlansa bile akıllarda soru işaretleri bırakır, ve en büyük yalancılar bunu çok iyi bilirler.

Göbbles'in Hitler'den sonra en iyi hatip olduğu söylenir. Ateşli ve çok zeki bir adam olan Göbbels'i şu anda AKP Grup Başkanvekili olan bir arkadaşa benzetiyorum: Çok etkili konuşuyor, ses tonu ve kendine güveni mükemmel, ama söyledikleri hicbir manaya gelmiyor (şu anda bakan oldu :) ).

Zaten AKP iktidarının icraatları Nazi Devleti'ne inanılmaz benziyor. Muhalifler yalanlarla/baskılarla bertaraf edildi veya zayıflatıldı (gerçi bunu yapmayan iktidar yok). Olmadı, muhalif yazarları işten attırdılar (Emin Çölaşan, Bekir Coşkun örnekleri). Hatta RTE ileri gidip gazete sahiplerine "yazarlarınıza hakim olun" dedi (yazarını da al git!). Yazarları attırmak yetmeyince muhalif gazeteleri kapattılar veya sahipleri aleyhinde "bel kırıcı" davalar açtılar, cezalar verdiler (Doğan). Bu cezalar verilirken Ingiliz BP aleyhine verilen 474 milyon liralık vergi cezası nasıl olduysa iptal edildi (sonrasında Cumhurbaşkanı'na çok prestijli bir İngiliz ödülü verilmişti (sponsorlara dikkat), ama bu tamamen rastlantı olmalı) AKP işi daha da ileri götürüp önce gazete ve TVleri batırdı, sonra komik paralara ve tamamen devlet kredisiyle yandaşlarına "hediye" etti. Böylece ülkede muhalefet yapan 2-3 gazete ve web sitesi kaldı. Tüm medyanın %99'u yalan söyleyince veya vermesi gereken haberleri vermeyince geri kalanlar marjinal kaldı. 99 kişi "Ak" der, yalnız bir kişi "Kara" derse Hitler'in bahsettiği olay tamamlanmış oluyor...

Ama haklarını yemeyelim. Nazi Almanyası milyonlarca insani biçip ülkeyi genişletmeye çalışırken bizim "Büyük Ortadoğu Projesi"nin eş başkanı olan bir başbakanımız var. Bu projedeki haritalar bir ara gazetelerde çarşaf çarşaf yayımlandı, ve bu haritalarda Türkiye bilmem kaç parçaya bölünüyordu. Yani nem yanılmışım: AKP Naziler'e kesinlikle benzemiyor.

26 Ağu 2010

Fuji F200EXR incelemesi + Canon G11 ve Fuji S200EXR ile karşılaştırma Bölüm3

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

...
İkinci bölümden devam...
...
FUJI F200EXR, FUJI S200EXR, CANON G11 Karşılaştırması

S200'ün 400mm üzerindeki lensi büyük avantaj, bunun yanında en geniş açısı 30.5mm. G11 ve S200'ün 28-140mmm lensleri var. Herşeyin eşit olması için 140mm'yi geçmemeye çalıştım.

Ağaç - 140mm, f5, ISO400


F200
S200
G11
Köprü Ayağı - ISO400, Otomatik Mod, en geniş açı



F200
S200
G11
F200
S200
G11

S200'ün maksimum enstantane hızı 1/4000 olmasına rağmen Auto modunda S200 bu sahnede bir türlü 1/1700'ün üzerine çıkmadı. F200'ün maksimum çekim hızı 1/1500 ama o da diyafram değerini 14lere çıkararak çok parlak sahneleri dengeleyebiliyor. Sonuç çok hoş olmuyor, o ayrı:

ISO100, 140mm:

F200
S200
G11
F200
S200
G11
Aynı sahnede F200 f14 ve 1/110, S200 f4 ve 1/1500, G11 f5.6 ve 1/800'e karar verdi. Hangi seçimin daha iyi olduğu bariz.

İlk gün Auto ve P modlarında gezmiştim, böylece S200 ve F200''ün de benzer davranış gösterdiği (f14 krizi) birsürü karşılaştırma fotoğrafı çöpe gitmiş oldu.

Toplamda 4 gün boyunca üç makineyi de kullandım. S200'ün ortalama fotoğraf kalitesi F200'den daha başarılı. Lensten midir JPEG işleme motorundan mıdır bilmiyorum. Aşağıda S200EXR ile G11'in karşılaştırması var::

FUJI S200EXR, CANON G11 Karşılaştırması

Aya baktım seni gördüm, sana baktım ayı gördüm...



ISO100:

S200
G11
S200
G11


ISO200:

S200
G11
S200
G11
S200
G11

ISO400:

S200
G11
S200
G11

Daha fazla Sheridan'a gerek yok, zaten Ramazan'dayız :)

ISO800:

S200
G11
S200
G11

ISO1600:

S200
G11
S200
G11

ISO3200:

S200
G11
S200
G11

Bundan sonra iki makinede de ISO6400 ve ISO12,800 seçenekleri var ama bunlar sadece bakmalık, pek kullanmanızı tavsiye etmem. Web'de kullanılabilecek ufak boyutlu şeyler çıkıyor. S200'de ISO6.400'de boyut 6MP'ye, ISO12.800'de boyut 3 MP'ye düşüyor. G11'de bu değerleri ancak özel bir modda ve ışık çok yetersizse makine kendisi seçiyor, direkt ISO6.400'e ayarlayamıyorsunuz. Fotoğraf kalitesi eleştirilen 50D ile aynı fotoğrafı ISO12.800'de çektiğim zaman aşağıdaki gibi birşey çıktı:

Canon 50D, ISO12.800, f9, Canon TS-E 45mm lens. Direkt makine çıktısı JPEG
Yani bu kadar yüksek ISO mercimek sensörlere göre değil...

SONUÇ

Aslında sonuç karışık. Salt fotoğraf kalitesi göz önüne alındığında G11 tek geçer. S200EXR'ın lensi aralığından dolayı daha kullanışlı (Bu lenste özellikle geniş açıda kenarlara doğru ciddi bozulmalar oluyor ama örnekleri buraya koymadım. Bu aletin sahipleri kenarlara ağaç gelecek şekilde manzara çekip dikkat etsinler) ve tutuşu DSLR gibi olduğundan insan çekerken havaya giriyor :). F200EXR en ucuzları ve aslında eksikleri bilinip kullanıldığında ve büyük baskı alınmadığında benzer fiyatlı kompaktlarla yarışır.

F200'ün artıları:

- Tonla kullanım modu. Amatörler ve "hemen çekeyim de gideyim" diyenler için uygun.
- Çok detaya inmediğinizde yüksek ISO'da diğer kompaktlara göre iyi performans. Çoğu kompakt ISO800'den sonra renkleri bozuyor, F200EXR biraz fazla doygun renkler verse de en azından kırmızılar hala kırmızı.
- İyi ışıkta hızlı netleme.
- Kaliteli işçilik ve malzeme
- Basit kullanım. Menüyü kullanmak çok zor değil.
- EXR sensör. Standart-ucuz sensörlü makinelere göre daha iyi başarım. DR modu ve yüksek ISO modu fotoğraf boyutunu azaltsa da fena sonuç vermiyor.

F200'ün eksileri:

- EXR sensör :) . Sensörün yapısından dolayı ufak detayları vermekte zorlanıyor ve doku hataları görünüyor. Bu özellikle yazılarda çok bariz.
- Fuji mühendisleri :) Şaka değil yahu. Otomatik mod otomatikman fotoğrafı rezil etmeye ayarlanmış, manuel A modu ultra-süper kısıtlayıcı (yalnız iki diyafram seçeneği var: maksimum ve minimum), A modunda otomatik ISO yok ve DR %100 ile sınırlı,  Bazı firmalar yalnız sensör ve teknoloji üretmeli galiba...
- Aşırı keskinleştirme. Bundan daha önce G11 ve LX-3 karşılaştırması yaparken de bahsetmiştim ama LX-3'ün keskinleştirme algoritması daha başarılı.
- Keskinleştirme, renk doygunluğu gibi neredeyse artık her makinede bulunan ayarları yapmaya izin vermemesi. Hani bu alet "manuel" kullanıma izin veriyordu?
- Titreşim engelleme sistemi iyi değil. S200EXR'daki optik sistem çok daha başarılı.
- Loş ışıkta hatalı netleme. Aynı ortamda G11 ve S200EXR daha az zorlandı.

Ben F200EXR'ı ciddi bir fotoğraf makinesi değil, daha çok "günlük eş-dost fotoğraflarını daha ucuz makinelerden daha iyi çekebilecek bir makine" olarak gördüm. Otomatik modları çok başarılı olmadığından herkese A modunda kullanmayı tavsiye ederim... Diyecektim ki A modunda AutoISO olmadığını hatırladım (gerçi neyse ki yok, olsaydı ISO'yu maksimuma dayardı). En azından ben F200 ile en iyi sonucu A modunda kullanıp "ISO'yu tahmin ederek" aldım. Fiyatı G11 ve LX-3'ten hayli ucuz, o yüzden aynı kategoride değerlendirmek ve çok şey beklemek de zaten hata olur.

Çok bahsedilen EXR-DR modu da çok büyütülecek birşey gibi gelmedi bana. Canon'daki i-contrast fonksiyonu da çok benzer iş yapıyor (ve piksel sayısını düşürmeden). Zaten artık hemen her markanın böyle bir ayarı var.

S200EXR daha ciddi ve daha kullanılabilir bir makine. Fotoğraf kalitesi biraz daha iyi. Av ve Tv modları adam gibi çalışıyor. Av modunda gezmenizi tavsiye ederim. Pozlama yetmediğinde ayar tekerleğiyle ISO'yu değiştirmek çok kolay, o yüzden AutoISO'ya aman aman gerek yok. Amazon'daki fiyatı G11'den 50-60$ arası düşük, o yüzden eğer telefoto size çok gerekli değil ise her yönden G11'i tavsiye ederim. Telefoto yerine geniş açı tercih ederseniz LX-3 de olur. Şu ana kadar ultra-mega zoom makinelerden sadece Olympus SP-560, Fuji S9100 ve Sony DSC-H9'u ciddi olarak kullandım ve diyebilirim ki S200EXR üçünden de çok daha iyi.
...