4 Nis 2012

Dioptri Ayari

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

DSLRlarda ”Dioptri” ayari diye birsey var. Aramizda cok fazla optik uzmani olmadigi icin ilk duydugunuzda ”galiba dokunmamam lazim” diye dusunebilirsiniz. Aslinda surekli oynamak sacma tabi, ama ozellikle DSLRi elinize ilk aldiginizda ilk yapmaniz gerekenlerden biri bu ayar. Ozellikle gozunuz ileri seviyede bozuksa veya gozluk takiyorsaniz.

D700’de bu ayarin yapildigi dugme asagidaki gibi:


Genelde optik bakacin saginda ya da solunda olur. D700’dekini cevirebilmek icin tirnakla dugmeyi kendinize cekiyorsunuz, sizinkinde dogrudan donuyor olabilir.

Hic teknik terimlere girmeden bu ayari nasil yapacaginizi anlatayim:

-          Elinizdeki lensi manuel odaga alin ve optik bakac tamamen bulaniklasacak sekilde odagi bozun (odagi en yakina cekebilirsiniz. Kit lensler icin bu genelde 0.25m civari).
-          Makineyi duz beyaz bir duvara cevirin. Aslinda acik bir duz renk olmasi yeterli. Ben mumkunse acik mavi gokyuzunu kullaniyorum.
-          Odak noktalarina dikkatli bakin. Eger net goruyorsaniz bile dioptri ayar dugmesiyle oynayin ve daha netlesip netlesmedigine bakin (Pentax K-x kullanicilari odak noktalarini goremiyorlardir saniyorum, onlara birsey oneremiyorum. K-x kullanan ya da size o makineyi oneren arkadasa sorun)
-          Odak noktalarini en net gorundugu yerde ayari birakin.
-          Simdi bir noktaya odaklayin ve bakacta goruntunun net olup olmadigina bakin. Bunun icin 1 metre civari bir odak noktasi tercih ediyorum cunku genelde optik bakaclardaki varsayilan dioptri ayarlari 1 metreye gore geliyor (bunu anlatmaya benim, okumaya da sizin omrunuz yetmez) ama siz birkac farkli mesafe deneyin.

Ozellikle gozluk kullanirken bu ayar cok faydali oluyor.

2 Nis 2012

Cin Atasozu ve Internet Tarayicilari

CIN ATASOZU 
Bugun bir e-postada gordum, cok begendim:

Bir Çin atasözü der ki;
ming yu cuang gang gu bankgung tyu tang ging gu
Koca define gibidir, bulmak çok büyük şanstır. Ama bir an evvel gömmek gerekir!

**************************
Bir Çin atasözü der ki;
Çang çin çong vancing hong, jean heng cloud ching kong
Kadın peşinde koşmanın zararı yoktur, zararlı olan onu yakalamaktır.
 
INTERNET TARAYICILARIYLA NE ILGISI VAR?

Ilgisi yok.
Internet deyince aklima hep Netscape ve Internet Explorer geliyor. Bogazici Universitesi BIM'de (Bilgi Islem Merkesi, market degil) ilk kullandigim tarayici Netscape'ti. Ilk iki gun ekrana uzaydan gelmis gibi bakmistim. Evde Internet Explorer kullaniyorduk cunku.

Ne rezil gunlerim gecti o bilgisayar laboratuvarlarinda. Yer ayirt, yer kap, kayit icin sabahin korunde kuyruga gir, zamaninda yerinden kalkmayanla tartis, calismayan farelerin toplarini temizle, yaninda sakada sukada klavyeyi dovecek gibi yazan hatuna elinin tersiyle carp (kizin elleri klavyeye carpip sekiyordu resmen, gormeyen inanmaz. Resmen eline vurmustum o kadar sinirlenmisim), vesaire..

Simdi okullarda bilgisayar laboratuvarlarinin daha iyi oldugunu soyluyorlar. Hatta bazilari o kadar gelismis ki laboratuvardaki bilgisayarlardan hukumeti protesto eden ogrencileri direkt okuldan uzaklastiran bilgisayar sistemleri varmis, artik rektorun anarşik ogrencileri tehdit etmesine bile gerek yok (politika yapmayin kardesim!).

Neyse. PCLabs'teki bu haberi gorunce Blogspot'taki "Istatistikler-Stats" ekrani aklima geldi. Ne zamandir Chrome'un yukselisine dikkat ediyordum. Ahanda istatistikler bagiriyor:

 
TOPLAM (2009  Ekim'den beri)
Internet Explorer 32%
Chrome 26%
Firefox 24%
Safari 9%
Opera 4%
Mobile Safari 1%
Konqueror <1%
Mobile <1%
Maxthon <1%
Debian <1%


Son Ay
Chrome 37%
Internet Explorer 22%
Firefox 19%
Safari 10%
Opera 4%
Mobile Safari 2%
Maxthon 1%
CrMo <1%
Mobile <1%
Dolfin <1%


Son Hafta
Chrome 40%
Internet Explorer 19%
Firefox 17%
Safari 12%
Opera 4%
Mobile Safari 3%
NokiaBrowser <1%
wOSBrowser <1%
Mobile <1%
Maxthon <1%


Bugun
Chrome 51%
Internet Explorer 19%
Mobile Safari 8%
Firefox 7%
Safari 7%
Opera 2%
wOSBrowser 2%
IEMobile <1%
Maxthon <1%
NokiaBrowser <1%


Su an
Chrome 33%
Mobile Safari 33%
Internet Explorer 18%
Opera 5%
Safari 5%
Firefox 3%


Bazi toplamlar %100 yapmiyor, herhalde yuvarlamalardan gelen hata payi ama onemli degil. Onemli olan, IE'nin dususu ve Chrome'un yukselisi. Bir ara Firefox ikinciydi, son 3-4 aydir Chrome one gecti. IE o kadar dustu ki Firefox ona yetisiyor. Ha gayret...

Chrome'a Android kullanimi dahil mi bilmiyorum. "Mobile Safari" IPhone ve IPad kullanicilari olsa gerek.

PEKI ISLETIM SISTEMLERI?

Toplam isletim sistemi kullaniminda (2009 ekim'den itibaren) Windows %86 ile acik ara lider, ikinci %7 ile MacOS, ucuncu %2 ile IPhone, 4. %1 ile Linux. Son ay Windows (%82) ve MacOS (%6) dusmus, IPhone+IPad (%5) ve Android (%3) yukseliyor. Digerlerini de sayarsak Tablet+Akilli telefonlarin kullanim orani son ay icinde %9 civarina gelmis. IPhone+IPad+IPod kullanimi MacOS'la ayni! Linux degismemis gibi (%1).

Tam bir sene sonra tahminimce bu oran IOS ve Android lehine ilerleyecektir, Windows gene lider kalacaktir ama % orani dusecektir.

31 Mar 2012

D800 Almali miyim?

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

Hemen kosarak almaliyiz, hem de hic beklemeden! Hala durdugunuz kabahat!

D800 cikti. Masallahi var, iyi makine. D700'u alip hemen her konuda uzerine eklemisler. Aletin bir albenisi var. Saglam ergonomik govde, tam kare 36MP algilayici, harika video destegi, DX modu vs..

Gorunen o ki ISO becerisi de D700'e yakin, yani Nikon ve Sony aradan gecen o kadar seneyi bosuna gecirmeyip derslerine calismis, 12MP'den 36MP'e cikan cozunurluge ragmen ISO ve dinamik araligi ayni ya da yakin tutmuslar. Ilk fotograf orneklerine gore 36MP cidden super detay veriyor. 5DMarkII ciktiginda test fotograflarinda daha once gorulmeyen detaylar gorulebiliyordu, simdi D800 ile 5DMarkII ile de goremedigimiz detaylari goruyoruz. D700'de olmayan video destegi de gelmis. Daha ne olsun?

Peki D800 almali miyim? Bunun cevabi, diger tum sorularin cevabi gibi: "Duruma gore degisir".

Ne durumu? Baksana herif koymus hayvan gibi 36MP'yi, DxO Mark'ta da bir numara olmus daha ne durumundan bahsediyorsun artist misin sen?

Peki ben size birsey sorayim: Birsey yeni ve en iyisi diye, onu almak zorunda miyiz? Kendinize sunlari sormaniz lazim:

- 36MP'ye ihtiyacim var mi?
- Saniyede 4 kare cekim hizi bana yeter mi?
- Elimdeki sistemim ne? Baska marka sistemim varsa Nikon'a gecmeye deger mi?
- Elimdeki makine ne icin yetmiyor? Yuksek ISO becerisi mi yetersiz? 12-16-18-21MP yetersiz mi geliyor?
- 3000 $/Euro harcamaya hazir miyim?
- 36MP ile elimdeki lensler iyi gecinecek mi?
- 36MP ile elimdeki bilgisayar iyi gecinecek mi? Yeni PC/Mac almaya gerek olacak mi?
- Hafiza kartlarim yeter mi? Yeni kart gerekecek mi (hiz ve kapasite bakimindan)?
- Elimdeki govdeden mi memnun degilim lensler mi dandik?
- Ellerim titrek mi? Incelemecilerin "tamami" 1/odak uzakligi formulunun tutmadigini, ornegin 100mm bir lensle keskin fotograf icin 1/100 degil 1/120-1/150 kullanmak gerektigini soyluyorlar. Buna hazir miyim?


Simdi elimde 5DMarkII ve D700 + grip var. Bunlarla neredeyse yapamadigim sey yok (vay be, bana bak!). 12MP benim icin cok yeterli, makro veya manzara gibi durumlarda da 21MP yeterli. Su ana kadar cektigim pozlara bakinca 12MP'nin bile yeterli oldugunu goruyorum. Zorda kalinca D700+grip ile saniyede 8 kare cekebiliyorum. D800 alsam bu avantajim kaybolacak (D800 DX modunda grip ile saniyede 6 kare cekebiliyor). Ek olarak daha hizli ve buyuk kartlar almam gerekecek (4 GB'lik kart bildigin 36lik film gibi oluyor, RAW+JPG ciddi yer kapliyor). Ayrica RAWlari yedeklemek dert olacak

5DMarkII ile titresime dikkat ederek cekiyordum, D800'de bu daha da belirgin olmus. Ucayak tasimayi sevmedigim icin elde cekim performansi onemli. Bundan ciddi ciddi korkuyorum. Zaten yamuk cekiyorum, bir de titrestirirsem gidip Ixus alayim daha iyi :)

Mali konular da onemsiz degil elbette. D700+grip+pilleri satip D800 almaktansa (D800 farkli yeni bir pil kullaniyor) arada verecegim fiyat farkina iyi bir lens alabilirim. Ayrica D800 ile elimdeki 2-3 lens de pek iyi anlasmayacak gibi, ama belli de olmaz.

Yani yani yani, sonucta D800 su anda bana uzak gibi geliyor. Tek 5DMarkII'm olsaydi da oturup dusunurdum. 5DMarkII daha iyi oldugu icin degil, yukarida saydigim durumlardan-korkulardan dolayi.

Dusunduklerim gecersiz de olabilir tabi. D800 gercekten cok cekici. 36MP'nin detaylari ve rahat kesme alinabilmesi buyuk avantaj. Alet orta formata bile kafa tutuyor yahu, daha ne olsun?

Peki 5DMarkIII almali miyiz? Ooof of...

19 Mar 2012

HDR ya da DDR

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

HAAY DAYNAMIK REYNC


Not: Ben bu yaziyi yayinladiktan hemen sonra gmail adresim hacklendi! 3 defa ABD'den adresime giris yapilmis. IP adresleri soyle:
173.9.207.174 , 65.23.50.220 , 216.81.97.163
Hayirlisi bakalim...

HDR ilginc bir kavram. Ismi o kadar karizmatik ki insan soylemeye doyamiyor. "HIGH DYNAMIC RANGE!"... Allah Allah!!! "Cok yukseklerde dinamik bir aralik", artik kulakta nasil bir etki birakiyorsa, herkes HDR yapma pesinde.

- Olum bi HDR yaptim sorma gitsin. Gorsen parmaklarini yersin.
- O ne o, kus mu o? Kustan HDR mi olur be?
- Yaptim oldu...
- Versene sundan biraz ben de yapiyim canim cekti...

Boyle olmasi normal aslinda. HDR renkleri o kadar degistiriyor ki cektiginiz fotograf ne kadar kotu de olsa en azindan yuzune bakilabilir oluyor (HDR ile iyi fotografi kotuye ceviren de gordum, orasi ayri), dolayisiyla cekici birsey.

Berlin'de guzel bir "Muzeler Adasi" var. Bu adada Pergamon Muzesi, Altes Muzesi, Bode Muzesi gibi Berlin'e gittiginizde mutlaka gormeniz gereken muzeler bulunuyor.


Bunlar dunyada sayili muzelerden, yani giderseniz gormemek olmaz. Iclerinde degisik ulkelerden tirtiklanmis (hepsi icin calinmis demiyim, bazilari ahlaksiz yoneticiler tarafindan "hediye" edilmis) bircok tarihi eser de var.


Bu adanin bir ucunda "Berliner Dom" adli guzel bir yapi var. Ne oldugu onemli degil; bakiyorsun fotograf cekiyorsun oluyor bitiyor. Zaten "turist" dedigin ne yapar ki :)

Eski fotograflarin ise yaramayanlarini elerken asagidaki fotografi buldum:



Cok kotu bir fotograf. Aslinda cok guzel bir “turistik gezi” fotografi ornegi: Ne estetik var, ne birsey anlatiyor, ne isik duzgun ne de kadraj, sagdaki kule kesilmis, perspektif bozulmasi var, cercevenin altinda ne idugu belirsiz insanlar var, var da var.


Peki boyle bir fotograf nasil adam edilir? 1000 tane yolu var. Herkesin yaklasimi farkli. ben kolaya kacacagim.


Once RAW dosyasini ACR'de acip alttaki gereksiz kisimlari kestim, beyaz ayari-renk-isik duzeltmesi yaptim, Lens Correction sekmesinden CA ve perpektifi duzelttim, biraz da bombeligi aldim:



Fena degil. Detaylar da kendine geldi, ama sagdaki kuleyi kadraja geri almak imkansiz. Boyle devam edecegiz mecburen.


Simdi mesele ne? Renkler soluk, gokyuzu hala bembeyaz. Renkleri duzeltmek icin Kodachrome 64 Profesyonel film efektini uygulayinca:



Renkler nasil da degisti? Sanki baska bir binaymis gibi. Ama gokyuzu hala bembeyaz. Boyle durumlarda yapacak iki sey var: 1- HDR, 2- RAW dosyasini gokyuzu ve bina icin ayri ayri iki defa isleyip birlestirmek. Tek RAW dosyasini HDR olarak islemek daha cekici ve kolay geldi:



Ilk olarak siyah beyaz denedim. Simdi fotografin ilk haline bir daha bakin, ne kadar degistigine dikkat edin.

Sonra eski cami resimleri aklima geldi, hani biraz belli belirsiz olur:



Kartpostal mubarek. Al tablo yap sat (heyt beee!).

Biraz haleli falan HDR nasil olacak bakalim:




Binbir cesit HDR var kardesim. Peki bu nasil:


Bu da ayri birsey oldu. HDR olmadan olmaz mi, ornegin kizil otesi:


Eh iste... En sonunda solarizasyon uygulayip biraz korkunc yapalim:



Bir korku filminin afisi gibi: Atin intikami ve korkunc malikane!

En sonunda Photomatix ile hizlica HDR denedim. Yukaridaki pozun RAW'unu yanlislikla sildigimden bir sonra cektigim pozdan -2, 0 ve +2 EV'lik 3 JPEG yarattim ve Photomatix'e attim:

Kadraj cok farkli ama tonlari gorebiliyorsunuzdur. En kotusu bu oldu nedense.

Photomatix'li versiyon haric hepsini bir kerede gostereyim:




YANI?

Simdi bunlari tabii ki “bakin nasil cekiyorum” diye gostermek icin anlatmadim. Basta da soyledigim gibi ozellikle kotu bir poz sectim. Mesele su:

- En iyi en pahali sistem sizde olsa da eger fotografla yukaridaki kadar oynayacaksaniz verdiginiz paranin cok anlami kalmiyor cunku fotografla inanilmaz oynuyorsunuz. Hatta renkler ve tonlar bazi karelerde o kadar baskin ve etkileyici ki kadraj hatalarini ve keskinlik eksikligini bile affedebiliyorsunuz. Yukaridaki sahneden %100 kesmeler gostereyim:




Simdi yukarida efekt uygulanmis fotograflarda en baba lense veya en pahali DSLR'a gerek var mi? Detaylar zaten gitmis. IPhone benzeri telefonlar neden fotograf icin cok kullaniliyor saniyorsunuz? Normal kosullar altinda bir DSLR ile yarisamayacak IPhone, efektler-tonlama gibi konulara gelince bir anda canavarlasiveriyor cunku daha fotografi cekerken bu efekti verebiliyor ve yukarida gordugunuz gibi detaya-keskinlige falan gerek yok. Cek bitsin.

Internette gorup begendiginiz fotograflarda ekipmandan cok fotografin neyi icerdigine, nasil bir kadraj yapildigina, fotografcinin yeri, ne zaman cekildigi gibi seylere bakin.

- Efektlerin cogunu Nik Software’in HDR Efex Pro ve Color Efex Pro’su ile yaptim. Eski versiyonlarinin orjinallari oldugu icin onlari kullandim. Photomatix de eski 3.2 versiyonu. Alien Skin olur, Artizen HDR olur, OnOne olur, Topaz olur, GIMP olur, Photoshop da olur. Envai cesit program var. Ama bu programlarin bir negatif tarafi var: “Nasil olsa sonra duzeltirim, Nik ne gune duruyor?” diye fotografi bastan savma cekmenize yol acabilirler. Yalan! Sakin bu tuzaga dusmeyin! Sen fotografi adam gibi cek, sonra istedigini yapmak kolay. Cekerken harcayacagin fazladan 10 saniye sonradan dakikalar, belki saatler kazanmana sebep olur. Ayrica bazi hatalarin geri donusu yok (ornegin ciddi el titremesi, yamuk veya eksik kadraj, buyuk odak hatalari vs..)

- RAW cek, eger en iyi kaliteyi istiyorsan. Sonradan ufak tefek hatalari duzeltmek kolay oluyor. En kisa zamanda bir RAW programi kullanmayi ogren. DPP olur, View NX olur, Adobe ACR olur, Lightroom olur, bedava RAW donusturuculer olur. Cambazlik ogrenmene gerek yok, bir iki isik-renk-keskinlik ayari yapmak bile avantaj kazandirir. Illa JPEG dersen RAW-JPEG donusumu yap oyle oyna.


CEKTIGIM YERIN ARKASI


Bu tarihi bina pozunu, Berlin'deki Muzeler Adasi'nin hemen kosesindeki DDR Muzesi'nin cikisinda cektim. Cektigim aci asagidaki gibi:





Hemen arkamda duran muze DDR Muzesi. Bu muzede Dogu Almanya'nin ne kadar hain ve alcak bir ulke oldugu, ne kadar komik ama bir o kadar da acimasiz olduklari falan anlatiliyor. Bati ve Dogu Almanya birlesince dominant teyze pozisyonunda Bati Almanya oldugundan Dogu Almanya'nin "Fasist" duzenini yeni nesillere hatirlatabilmek amaciyla boyle bir muze yapmislar. Muze ilginc, bircok bilgi var. Ben “ufak, 1 saat bile kalmayiz” demistim ama iceride okuyacak cok malzeme olunca 3 saate yakin gezmisiz.

Asagida muzeden bazi alintilar var. Aklinizda olsun, muzenin asil amaci: Fasist Dogu Alman yasayis tarzi ve devlet uygulamalarini kotulemek.




Ornegin yukaridaki gibi "kotu", "tekduze" ve "sıkıcı" evler varmis Dogu Almanya'da, aaa ne ayip... Ayni tip evi ben Turkiye'de 50 defa gormusumdur tahminen. Hatta bazi Alman filmlerinden de hatirliyorum ama o filmlerden burada bahsetmemek lazim tabi haliyle...




Dogu Alman tarzi alisveris cilginligi.

Duvarlardaki yazilar da ilginc:



Ozet ceviri: Beton dosemeli yuksek katli evler Sosyalizm’i simgeliyordu: Standart odalarda standart yasamlar. Cok katli binalarin cogalmasinin sebebi ev sıkıntısıydı, bu yuzden 1955’te “binalarin endustrilestirilmesi” kanunu gikarildi. Beton dosemeler bir fabrikada uretilip kamyonla gerekli yerlere gonderiliyordu. Bu teknoloji zamanla o kadar gelisti ki 11 katli evler 110 gunde bitirilip oturulmaya hazir hale getiriliyordu. Devasa ev projeleri bircok yerde mantar gibi turedi. 1984’te 2 milyonuncu dairenin acilisi yapildi. Bu devasa apartman turu ev kirizini azaltmaya yardim etti ama ayni zamanda bu evler cok cansiz/donuktu (bu tip yapilasmanin insan psikolojisine negatif etkileri 2010 ve 2011'de cok tartisildi ama her zamanki gibi bu fikir de "hizmetin karsisinda duruyorlar" diye sacma bir direnisle karsilasti).

Yorum: TOKI’nin yaptigi evler cok farkli mi? Luks siteleri unutun, normal halk icin yapilanlar da yukarida anlatilanla ayni sanki. Hatta bizdekiler artik daha da yuksek (11 katlilar icin artik "aa ne guzel alcakmis da" deniyor). Ileride bu beton yiginlarindan kurtulmak zor. Ekonomik olarak avantajli (yapan firmalar inanilmaz karlar ediyor) ama bakinca kotu duran bir suru konut projesi doldu ortalik.



Ozet ceviri: Baba, anne, cocuklar – Dogu Almanya’da bile aile temeldi. 20 gibi genc yasta evlenmek yaygindi ve devlet tarafindan daire ve faizsiz kredi gibi ekstralarla destekleniyordu. Her cocukta borclar azaltiliyordu. Dogum yapan kadinlarin hamilelik izni ve sonra islerine geri donme haklari vardi. Cocuklara gun icinde bakildigi icin kadinlarin %90’i calisma sansina sahipti (devletin kresleri varmis demek ki, onu anliyorum). Buna ragmen, kadinin rolu aile icinde ayniydi: Kadin mutfak ve cocuklardan sorumluyken erkek kariyerini dusunuyordu,

Yorum: Simdi yukaridaki paragraf bazilarimiza cennet gibi gelebilir: Yeni evlenen ciftlere ev, faizsiz kredi ve her cocukla odeyecegin kredinin azalmasi, cocuklarin krese gidebilmesi sayesinde her kadini calisma sansinin olmasi, hamilelik izni ve ise geri donme garantisi. Aileye cidden onem verildigini gostermiyor mu bu? Zamanimizda evlilige bu kadar destek veren kac kapitalist ulke kaldi? Tum bunlari yazdiktan sonra ”ama kadin hala mutfak ve cocuklardan sorumluydu” diyor. Turkiye’de simdi kadinlar icin durum nasil?






Ozet ceviri: Dogu Almanya’da kadinlar ve erkekler esitti. Devlet kadinlarin teknik ve kalifiye islerde calismasini tesvik ediyordu. Bircok kadin aksam okullarina gidip egitimlerine devam ediyordu. 11 haftadan buyuk cocuklar icin gunluk bakim garantisi ve diger sosyal imkanlar kadinlarin isini daha da kolaylastiriyordu.
Tum bunlara ragmen, kadinlar hala daha cok egitim ve bakim islerinde calisirken erkekler teknik konularda calisiyordu.
Kadinlar para kazanmasina ragmen evde hala anne olmak zorundaydi (su anda Almanlar annelik yapmiyor demek ki, bundan onu anliyoruz). Lider rolunde calisan kadinlar nadir gorulurdu. Politburo ve GDR’in (Dogu Almanya’daki iktidar partisi) yuksek kademelerinde hic kadin yer almazdi.
Tum duzenlemelere ve kanunlara ragmen Dogu Alman toplumu erkek egemen bir toplumdu.

Yorum: Dogu Alman sistemi kadinlara verilen onem konusunda Turkiye’nin 15-20 adim uzerindeymis diye anliyorum. Devletin bos islerle ugrasmak yerine boyle sosyal sorunlarla ugrasmasi lazim.






Ozet ceviri: 39 gazete, 2 TV kanali (o donemde) ve 4 radyo istasyonuna ragmen tek fikir vardi. GDR (iktidar partisi) medyasi sadece sansurlenmis haberleri verebiliyordu. Yazi isleri mudurleri her carsamba GDR merkez komitesiyle toplanip emirleri aliyorlardi. Politikayla ilgilenmek isteyen vatandaslar Bati Alman televizyonlarini seyrediyorlardi (o donemlerde TV dalgalarini engelleyememisler).

Yorum: Biz henuz tam bu durumda degiliz. Hala bir-iki muhalif gazete-TV var ama sayilari azaliyor. Ayrica dikkat ederseniz artik medyanin buyuk kismi iktidarin hosuna giden seyleri yaziyor. Ornegin bu son 1-2 yilda hic yolsuzluk haberi gordunuz mu? Olanlar da CHP’li belediyelerin basilmasi haberleri. “Bizimkiler yapmaz” diyen kendini kandiriyor. Insanoglu cig sut emmis... ("AKP'yi elestiriyorsan CHP'lisin" diyen dangalaklara not: Hayatim boyunca CHP, AKP, MHP, BDP'ye oy vermedim. Kendimi komunist-sagci-solcu-dinci olarak gormuyorum. Her fikrin guzellikleri var, onlari gormeye calisiyorum. Tavsiyem, siz de oyle yapin)








Ozet ceviri: Halkin gozetlenmesi dev bir ispiyoncular agi ile saglaniyordu. Bu ispiyoncula ya parayla, ya isteyerek ya da zorla Devlet Guvenlik Bakanligi’nin ispiyonculugunu yapiyorlardi. Genelde bu kisiler bir baglilik sozlesmesi imzalardi. 1989 itibariyle 173,000 imzali sozlesme vardi. Arkadaslarini, is arkadaslarini ve komsularini sikayet etmek icin sik sik amirleriyle toplanirlardi. Bircok insan bu isi yapmayi reddetti.

Yorum: Gecen haftalarda birileri Ankara Emniyeti’nin internet adresini kirip ispiyoncular/sikayetciler listesi yayinlamisti. Biraz ona benziyor sanki. O listede yakin arkadasini ispiyonlayan bile varmis diyorlar.




Ozet ceviri: GDR Devlet Guvenlik Bakanligi 1950 Subat’inda kuruldu. Bati istihbarati, yurtici dinleme/gozlem ve her turlu muhalefeti bastirmakla gorevliydi. 40 yil icinde yaklasik 250,000 kisi politik sebeplerden tutuklandi ve bazilari cok uzun sureler cezaevinde kaldi. 1950ler’de bazilari idam edildi. 1989 yilinda bu bakanlikta 93,000 kisi calisiyordu.

Yorum: Turkiye’de Guvenlik Mustesarligi kuruldugunda ilk bu aklima gelmisti. Her tasin altindan videolar/kasetler cikmaya baslayinca fikrimin dogru oldugunu anladim. Su anda sayi 250,000 degil ama henuz sadece 9 yil oldu :)






Ozet ceviri: 1979’dan 1986’ya kadar her yil genc insanlar Blues, rock ve pop muzik dinlemek icin bazi buyuk kiliselerde toplaniyorlardi. Dogu Alman otoriteleri bu “negatif genclik” konserlerini sevmediler ve Guvenlik Bakanligi her yil bu genclerin fotograflarini cekip fisleme yapti. Bu fotograflardan anlasildigi kadariyla fotograflar bir cantanin icine gizlenmis kameralarla cekiliyordu.

Yorum: Bu onceden de vardi, yani simdiki iktidarin getirdigi birsey degil. Yeni olan internette yapilanlari izlemek ve kayit altina almak. Hatta hemen hemen tum devletler bunu yapiyor. Tabi dans edip sarki soyleyen gencleri “anarsik” diye fislemek de ayri bir hastalik.






Silivri’den degil, Berlin’den bir kogus ornegi :) Tuvalet kapagi ahsap, kalite yani...

Fotograflara ve yazilara bakilirsa Turkiye aslinda Dogu Almanya'ya cok benzemiyor mu? Eskiden de oyleymis, simdi de oyle. Tabii ki birebir aynisi degil. Bizim daha buyuk marketlerimiz var, daha cok harciyoruz, artik cok fazla ispiyoncuya gerek yok cunku kameralar ve dinleme sistemleri cok gelisti, parasi olan her vatandas Mercedes-Ferrari alabiliyor (bazisi gemicik bile aliyor), kadinlarin haklari var ama sosyal imkanlar Dogu Almanya’nin yarisi kadar, apartmanlarimiz daha yuksek, uretim yapan fabrika sayisi azalirken ithalat rekor boyutlarda, doktorlarini sevmeyen Saglik Bakani'ndan sonra simdi de Milli Egitim Bakani kendi ogretmenlerine dusman olmus vs.. Yapilan iyi seyler yok mu? Elbette var, ve herkes bunlarin farkinda.

Dogu Almanya fasist bir yonetim. Muhalefete veya diger fikirlere yer yoktu, yani pek cekici bir ulke degil(mis). Ama iyi yanlari yok muymus (ornegin aileye verilen onem gibi)? Yukarida verdigim orneklerin bazilari gercekten cok cekici. Neden Kapitalist devletler ayni zamanda sosyal devlet olamiyor ki? Aaah ah...









13 Mar 2012

Tonaliteyi Arttirmak Icin

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

...

Not: 18-19 Mart tarihlerinde Gmail adresim hacklendi! 3 defa ABD'den adresime giris yapilmis. IP adresleri soyle:
173.9.207.174 , 65.23.50.220 , 216.81.97.163
Hayirlisi bakalim...



PORTRE VE MANZARACILAR ICIN BEDAVAYA TONALITE ARTISI DERSI 101
"Tonalite" pek artist bir laf, o yuzden basliga esek kadar yazdim. Normalde kullandigim bir laf degil) 



YARIM KALAN ISLER


Biraz okumak zorunda kalacaksiniz ama degecegine garanti veririm. 


2011 Kasim'da cevabini vermedigim bir soru vardi, onu tamamlamak istedim. Soru asagidaki linkte en sonda:
http://halkboyleistiyor.blogspot.com/2011/11/fotografta-histogram-nedir-ne-degildir_21.html


Sorunun tam halini gormek icin yukaridaki linke bir goz atin (sonlarda). Soru suydu: Şimdi bir uzmanlık sorusu: -4 pozlama yaptık ve ufacık bir bölge 0 değerinin altına indi, buna karşılık +2 pozlama telafisinde bile fotoğrafın yarısı kızardı. Aslında +1 telafide bile kırmızı bölgeler aşırı artıyor. Peki neden?


Temel bilgi icin su yaziya da bakmanizi oneririm: http://halkboyleistiyor.blogspot.com/2011/09/nikon-renkleri-raw-ve-jpeg-uzerine-1.html


KUS CIKACAK


Yukarida linkini verdigim yazidaki tabloyu bir daha vereyim:


(RAW'un 12 bit oldugu varsayildi)
 

Tablonun Turkcesi su: Sayisal makinelerde parlak bolgelerde (highlight) daha fazla veri saklanirken golgelerde (shadow) daha az veri saklanir. Yukaridaki "Parlak Bolgeler" kismina dikkat edin:


Bu iki kisimda algilayicinin isik toplama kapasitesinin %75'i saklaniyor!!! Orta kisimlardaki veri orani yaklasik %19. Peki golgelerde? 100 - 75 - 19 = %6!!! 


Yukaridaki paragrafi tekrar tekrar okuyun, biryerlere not alin ve arada tekrar edin. Degme fotografci bunu bilmez, arada kizlara hava atarsiniz :)


Yani sizin bir algilayiciniz var, 12-bitlik RAW dosyasinda bu algilayicinin kapasitesinin %75'i bu en parlak bolgelerde duruyor. Peki biz ne yapiyoruz? Hemen her fotografcilik kitabinda ne yazar? "Histogrami ortala!". Yani "butun isik bilgisini ortalarda topla ki fotograf guzel gorunsun". Hadi be? Tum isik bilgisini ortada toplayarak ne yapmis olduk? Algilayici kapasitesinin sadece kucuk bir kismini kullanmis olduk! Peki ne yapacagiz da bilgileri kurtaracagiz?


Filmde bunun tersi degil miydi? Yani "yarim stop karanlik cek", "okumayi golgeden al" demezler miydi?


Film'de fotografin olusmasi olayi logaritmik, halbuki sayisal algilayicilarda dogrusal. Filmde parlaklik arttikca filmin dayanma sinirina kadar "patlama" gerceklesmiyor (logaritmik bir grafik dusunun. dusunemeyenler Google kullansin ve bulsun), yani film asiri isiga daha "dayanikli" ama sayisal CCD/CMOSlarda belli bir esige geldiginiz anda pat diye o bolgedeki detaylar yok oluverir.


SANDALYE VE DUVAR


Tekrar soralim: Bu bilgileri kurtarmak icin ne yapacagiz?
Cevap: Histogrami olabildigince saga yaslanacagiz!


Buradaki kilit sozcuk "olabildigince". Histogram konusunda okuduysaniz, en sagdaki esigi asan isik bilgisi artik kaybolmus oluyor. Yani sizin sahnenizdeki en beyaz nokta detayi kaybedene kadar histogrami saga yasliyoruz. Sonra ne yapiyoruz? Bir RAW donusturucu bulup histogrami ortaya cekiyoruz.


Bir daha alalim:
- Cekim yaparken LCD'de histograma bakiyoruz ve sahnede patlamis noktalar olana kadar (limite kadar) pozlama degerini arttiriyoruz.
- Makinemizi RAW cekime ayarliyoruz.
- Cekim yaptiktan sonra evde bir RAW programinda "Exposure" fonksiyonu veya keyfinize gore "Levels-Curves" ile oynayip fotografi begendigimiz hale getiriyoruz.


Boyle yapinca ne kazandik? Eger en bastan "ideal histogram"i kullanip butun noktalari ortalarda toplasaydik, parlak bolgelerdeki potansiyelin coook buyuk kismini cope atip, golgelerdeki az bir kapasiteyi kullanmis olacaktik (yukaridaki tabloda en alt iki golge kademesindeki isik bilgisinin sadece %6 oldugunu hatirlayin!). %6'lik isik bilgisiyle golgelerde oynama yaparsaniz ne olur? Cevap: Felaket. Peki %75 isik bilgisinin oldugu en ust iki kademede oynama yaparsaniz ne olur? Cevap: Tonal kontrol sizde olur.


Tek ornek verecegim. Canon G1X ile zor isiklandirmali bir sahneyi 5 ayri pozlama degeri ile cektim: +2, +1, 0, -1 ve -2 EV. Standart makinelerin verecegi pozlama degeri 0 EV. Sonra ACR'de RAW dosyalarini acip hepsini 0 EV degerine cektim (Exposure ayari ile).


Orjinal dosyalarin histogramlari asagidaki gibi:


Yukaridan asagiya sirasiyla -2EV, -1EV, 0EV, 1EV ve 2EV. Gene hatirlatayim: Histogramda ne kadar saga yakinsaniz o kadar isik bilgisi kullaniyorsunuz demektir.


Sonuclara gecmeden dosya boyutlarina bakalim:




0417 dosyasi +2, 0418 +1, digerleri azalarak gidiyor. EV degeri azaldikca hem RAW hem JPEG dosyalarinin boyutu ne olmus? EV azaldikca dosya boyutu da azalmis mi? Yani fotograf karardikca dosya boyutu azalmis. 


Soru: Bir dosyanin boyutu neden azalir?
Cevap: Icindeki veri miktari azaldikca olabilir mi?


Yani karanlik dosyalarda daha az bilgi mi var? Yanit vermiyorum, sadece asagidaki sonuclara bakip karar verin. Sirasiyla -2, -1, 0, +1 ve 2EV'nin 0EV'ye getirilmis halleri:


Duvardan sandalyeye, cicekler ve sandalyedeki ton gecislerinden kapi acacagina kadar +2EV pozlanmis fotograf hepsinden iyi degil mi? Hatta orjinal pozlanmis sahneden bile daha iyi! Neden? Cunku cekimi yaparken histogrami olabilidigince saga yaslamaya calisip algilayicinin kapasitesini optimum kullandim da o yuzden. Ornegin 0EV cekimde duvarda gurultu varken +2EV cekip 0EV'ye cektigim fotografta duvar tertemiz. Karanlik cektigim pozlardan bahsetmiyorum bile...


Yalniz hatirlatayim, bu teknigi basariyla uygulamak icin RAW cekmeniz en iyisi. JPEG cekerseniz de bir miktar faydalanabilirsiniz ama RAW kadar etkili olmayacaktir. JPEG'deki 8bitlik isik bilgisi zaten kus kadar.


SONUC


Bu teknigi hali hazirda uygulayan arkadaslarin olduguna eminim, ama bilmeyenlerin sayisi daha fazla. Peki neden? Cunku hala filmli donemden kalan teknikler ogretiliyor! Makine ureticileri de ilginc bir sekilde sayisal caga adapte olamadilar. LCD'de histogram yok mu? Demek ki makine isik bilgilerini duzgun okuyabiliyor (aslinda en iyisi RGB kanallarina ayri ayri bakmak lazim ama Luminance histogrami da cogu zaman yeterli). Histogrami olabildigince saga yaslayip fotografi oyle cekse, sonra kac EV arttirmak zorunda kaldiysa o kadar EV'lik bir ton egrisi duzeltmesi yapsa olay cozulecek. Bunu bilmek icin "kocaman Japon muhendisi" olmaya gerek yok. Zamanimizin makineleri o kadar hizli ki siz farkinda olmadan bu is olur biter bile. Hatta PASM modlarina ayri bir E modu bile ekleyebilirler bu is icin ("Ertan" modu :) )


Manzara veya portre cekenler, kendiniz deneyin. Ayni sahneyi RAW olarak +2, 0 ve -2 pozlamalarla cekin, sonra bir RAW donusturucu ile -2 ve +2'yi 0 degerine getirin ve renk-doku-detay degisimlerine bakin. Yalniz dedigim gibi, histogramda parlak noktalarda kayip olmayacak, buna dikkat edin.


Ozellikle portrelerde yuzdeki ton gecislerinin daha yumusak olacagini goreceksiniz ve golgelerde renk degisimi ve gurultu minimum olacak. Manzaralardaki en sorunlu yerlerden olan agaclik bolgelerdeki renkler de daha guzel olacak (ooh misler gibi). Hatta alisirsaniz gunluk normal cekimlerde bile cok ise yariyor.


Yani "karanlik noktaya gore pozla, sonra nasil olsa acarsin" lafi aslinda eskiden gelen bir aliskanlik, aslinda yapabiliyorsaniz pozlamayi dusurmek yerine "olabildigince" arttirmak lazim.


Yalniz bu teknik tek basina makinenin dinamik araligini arttiracak birsey degil, yani parlak gokyuzu - karanlik yeryuzu veya sert isikta cekilmis portrelerde Photoshop'ta mudahale etmeniz gerekecek, ya da sizi "An der Strusbek 32, DE-229 26 Ahrensburg, Almanya" adresine alalim (Hasselblad).


Not: Bu konu ile ilgili birkac makale okumustum zamaninda, su anda hangi sitede oldugunu unuttum. Bir kitapta da okumus olabilirim ama internette bununla ilgili baska yazilar bulacaginiza eminim. Daha detayli kaynak bulabilirsem buraya eklerim.