16 Nis 2011

Sony NEX-3, Canon 7D, Nikon D700 - 5DMarkII Bölüm1

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

...
ORTAYA KARIŞIK

NEX-3 ve E-PL1'i birkaç aydır kullanıyorum. Hatta bu süre zarfında D700 ve 5DMarkII uzun süre evde yattı, bu iki ufak makine o kadar iyi.

Peki "o kadar iyi" ne demek? E-PL1'i daha önce NEX-3 ve D700'le karşılaştırmıştım. Nihayet zaman bulup arkadaşın 7D'sini ödünç alabildiğim için (4 günlüğüne de olsa) şimdi sıra NEX-3'te. Hazır 7D elime geçmişken D700 ve 5DMarkII'yi de işin içine soktum, böylece karşılaştırmayı karman çorman hale getirmeyi başardım ama derli toplu oldu (Güzide yazarımız Emre A. gibi, tek cümlede kendi yazdığımla çelişebiliyorum. Biraz da yalakalık yapsam ben de büyük bir gazetede köşe kapabilir miyim?)

Şunu söylemem gerek: Bu bir Sony NEX-3 veya Canon 7D incelemesi değil, tamamen fotoğraf kalitesini karşılaştırdım. Gerçek bir NEX incelemesi için basçek'e bakabilirsiniz. 7D'yi D700 ile kullanım ve hız açısından karşılaştırmak zevkli olurdu (elimde hızlı AF yapabilen Nikon lens olmadığı için şimdilik bu işi erteleyelim).

İncelemeyi yaparken kullandığım lensler: Sony 85mm f2.8 SAM, Canon 85mm f1.8 USM, Nikon 50mm f1.4G AF-S, Canon 50mm f1.8 EF II, Nikon 80-200 f2.8 AF-D, Canon 100-400 f4.5-5.6 L IS. Bu lensler (Canon 100-400 haricinde) f8-f11 arasında yeterince keskin ve kontrastlı oldukları için farklı markaları karşılaştırmak sorun olmuyor. Canon 100-400mm iyi olmasına rağmen "telefoto zoom" lens olduğu için sabit odaklı lens performansı beklemek doğru değil. Karşılaştırma sahnelerinde çok köşelere bakmadım çünkü lenslerin kenarları optik olarak daha sorunlu olmaya meyilli. Tüm fotoğrafları doğrudan RAW'dan JPEG'e çevirdim, keskinleştirme yapmadım. "Adobe Standard" profilini kullandım.

Nikon 80-200 f2.8 nedense daha çok pozlama veriyor, bu yüzden fotoğrafların bazılarını -1EV'de çektim.

Dışarıdaki çekimleri elde araba penceresine dayanarak, ayılı çekimleri üçayak kullanarak yaptım. Üçayaktaki çekimlerde netlemeyi hepsinde elle ayarladım. Üçayak ayılardan yaklaşık 2 metre mesafedeydi. Sony lens NEX3 üzerinde AF yapmadığından netlemeyi dış çekimlerde de elle yaptım, diğerlerinde AF kullandım. Zaten uzakları çektiğim ve f8 ve üzeri diyafram kullandığım için netlik sorunu olmadı.

Biraz alakasız olacak ama bilmeyen arkadaşlara yardımcı olması için alttaki şekli hazırladım:


(Bu şekli kullanacaksanız bari haber verin)

Genelde maksimum performans için en alt ve en üst iki diyafram değerini kullanmak önerilmez. Bu değerlerde keskinlik ve kontrast "genelde" en alt seviyededir. Gene "genelde" ortalama bir lens f8-f11 arasında optimum keskinlik, optik bozulma ve kontrast değerlerine ulaşır.

Elde yaptığım çekimlerde en çok zorlandığım makine D700 oldu. Sol elimle 80-200'ü desteklerken ISO'yu 100'den 25,600'e çıkarmak Nikon'da ölüm gibi çünkü uzun ve ağır bir lensi sol elinizle tutarken gövdenin sol üst kısmında bulunan ISO düğmesine ulaşmak imkansız, dolayısıyla her ISO değişiminde kadrajı yeniden ayarladım. Canonlar'da hemen tüm ayar düğmeleri sağ işaret parmağına denk geldiği için gözünüzü optik bakaçtan çekmeden bu ayarları yapabiliyorsunuz (Nikon fanatikleri artık yazının kalanını okumaz sanıyorum :) ). NEX-3'te bakaç yok, bu yüzden herşeyi ekrandan yapıyorsunuz. ISO'yu ayar tekerleğinin ortasındaki düğmeye atadığımdan ISO değiştirmek çok rahat oluyor.

Bu karşılaştırmalarda hemen ISO6400'deki performansına bakıp karar vermeyin, insanların %90'ının çektiği fotoğrafların neredeyse tamamı ISO1600 ve altında.

YETER, KONUŞMA VE FOTOĞRAFLARI GÖSTER!

Önce 7D + 50mm f1.4 FD lens ile ISO1600'de çekilmiş bir fotoğraf örneği:

ISO1600, 1/60, f5.6. Büyük hali için tıklayın.
Bu, 18MP'lik RAW dosyasının ortasından bir kesme (yaklaşık 0,9MP boyutunda). RAW'da hiç oynama yok, doğrudan JPEG'e çevirdim. Yalan yok, 7D'den daha kötü bir performans bekliyordum.

7D'nin 1.6x, NEX-3'ün 1.5x, D700'ün 1.0x kesme çarpanı var, bu yüzden karşılaştırmada iki strateji izledim:

1- Kadrajı aynı tutarak: Bu durumda 7D ve NEX-3'te 85mm lens kullanırken D700 üzerindeki 80-200'ü 130mm civarı tutmaya çalıştım. "Çalıştım" diyorum çünkü D700'de her ISO değiştirdiğimde yeniden kadraj ayarı yapmak zorunda kaldım. Böyle olunca aynı kadrajda yalnız 18-12-14MP farkı oldu. Aşağıda EV, AĞAÇ ve AYILAR bu şekilde çekildi.
2- 50mm ve 400mm odak mesafelerini sabit tutarak: 50mm kullanarak 7D-D700, 400mm kullanarak 7D ve 5DMarkII'yi karşılaştırdım. Bu durumlarda 7D'nin 1.6x çarpanının etkisi var mı onu anlayabiliriz.

1- KADRAJI AYNI TUTARAK

EV:




Fotoğrafların büyük halini göremezseniz:
http://img585.imageshack.us/g/eviso320025600.jpg/



Yorum yok.

AĞAÇ:

18MP, 12MP, 14MP


Fotoğrafların büyük halini göremezseniz:
http://img851.imageshack.us/g/agaciso640012800.jpg/





Yorum yok.

AYILAR:


Fotoğrafların büyük halini göremezseniz::
http://img695.imageshack.us/g/ayilarnoeliso640012800.jpg/













2- ODAK MESAFESİNİ AYNI TUTARAK


50mm, EV:





7D, 50mm f1.8 II, ISO100, f8, 1/125
D700, 50mm f1.4G AF-S, ISO200, f11, 1/250


50mm, TABELA:


7D, 50mm f1.8 II, ISO100, f8, 1/160 

D700, 50mm f1.4G AF-S, ISO100, f11, 1/125
7D, 50mm f1.8 II, ISO1600, f8, 1/2500

D700, 50mm f1.4G AF-S, ISO1600, f11, 1/2000

50mm, ATÖLYE:



7D, 50mm f1.8 II, ISO3200, f8, 1/8000

D700, 50mm f1.4G AF-S, ISO3200, f11, 1/8000

DEVAMI İKİNCİ SAYFADA


Sony NEX-3, Canon 7D, Nikon D700 - 5DMarkII Bölüm2

TAŞINDIK: http://halkboyleistiyor.com

İLK BÖLÜMDEN DEVAM

Fotoğrafların büyük hali için:
http://img576.imageshack.us/g/7df100128004000mmorta.jpg/

Hatırlatma: Bu fotoğraflar RAW'dan JPEG'e çeviridir. RAW dosyalarda hiçbir oynama yapılmamıştır ve "Adobe Standard" profili kullanılmıştır. Gövdeler Av moduna getirilmiş, en geniş alandan ölçüm yapan mod kullanılmıştır (Evaluative, matrix, multi-segment, her ne ise...).
5DMarkII fotoğrafları 1133x755 piksel (orjinali 5616x3744), 7D fotoğrafları 1084x723 piksellik (orjinali  5184 x 3456) kesmeler.
5DMarkII, 400mm, f8, ISO200, 1/100
7D, 400mm, f8, ISO200, 1/160
5DMarkII, 400mm, f8, ISO400, 1/200
7D, 400mm, f8, ISO400, 1/320
5DMarkII, 400mm, f8, ISO800, 1/400
7D, 400mm, f8, ISO800, 1/500
5DMarkII, 400mm, f8, ISO1600, 1/800
7D, 400mm, f10, ISO1600, 1/800
5DMarkII, 400mm, f8, ISO3200, 1/1600
7D, 400mm, f10, ISO3200, 1/1600
5DMarkII, 400mm, f8, ISO6400, 1/3200
7D, 400mm, f10, ISO6400, 1/3200
5DMarkII, 400mm, f8, ISO12,800, 1/6400
Aşağıdaki fotoğrafı 7D'de 12,800'de 275mm'de çektim (250mm olması gerekiyordu ama yanlış hesap yapmışım :) ). 275mm tam karede 440mm'ye denk gelir. Yukarıdaki 5DMarkII'nin ISO12,800'ü ile karşılaştırın. 5DMarkII'de gölgelerdeki detaylar daha iyi korunmuş ve cisimlerin kenarları daha belirgin, 7D'de bu kenarlar arkadaki çimlerle biraz karışmış. Bazı markaların fanatikleri "bak yeni bilmemne modeli daha iyi" diye düşünecektir ama aynı sahneyi aynı koşullarda çekmeden bir yorum yapmak ne kadar doğrudur bilmem ("ne kadar doğrudur bilmem = yanlıştır, hatta saçmadır" olarak okuyun).



7D, 400mm, f10, ISO12,800, 1/6400
5DMarkII, 400mm, f10, ISO25,600, 1/8000

SONUÇ(TAN ÖNCEDEN ÖNCE)

Sonuçlara bakınca 7D ve hatta NEX3'ün düşük ISO'da D700 ve 5DMarkII'den çok da geri kalmadığını görüyoruz. İyi de neden herkeste tam kare takıntısı var? Büyük algılayıcının avantajı yok mu?




Ayılı fotoğraflardan bir kesme (ayıp yerlerine yakın ama onlar ayı :) ). En üstte 7D, ortada NEX-3, en altta D700. Her üç makine de iyi görünüyor. D700 en temizi görünüyor, sonra 7D, sonra NEX-3. Şimdi aynı RAWlara +1 EV pozlama telafisi uygulayalım:




Inınınııııııın! +1EV pozlama telafisi uygulanan 7D ve NEX-3'teki pütürler artmış, D700'de hiç değişiklik yok. Ayrıca D700'deki kalpler nedense doygunluklarını kaybettiler (ben dokunmadım) ama desen korundu, diğer ikisinde kalplerdeki detaylar da kaybolmuş.


Şimdi aynı bölgeye, ama ISO6400 fotoğraflarına bakalım:


En üstte NEX-3, ortada D700, en altta 7D. Şeytan detayda gizli :) Gölgelerde D700 neredeyse hiç detay kaybı yaşamamış, NEX-3 en kötüsü. Bu arada "benim kompakt bile daha iyi çeker" diye düşünenler varsa hemen söyleyeyim: Kompakt makine ile ISO6400'de bu sahnedekinin ayı mı pamuk topağı mı olduğunu ayıramazsınız :)
Devam:



Lambaya dikkat. Bu sahneye -3EV pozlama telafisi verince:


D700'de ışığın geçişi hala çok yumuşak, 7D'de kademelenme oluşmuş.


Benzer bir sahne. 7D'de patlamış bölgeler D700'den daha önce başlamış.

30sn, ISO800, f8

Akşam elektrik kesilince gece uzun pozlama deniyim dedim. Hava soğuktu, o yüzden pencerenin arkasından çektim. Uzun pozlamada ISO800 gibi yüksek sayılabilecek bir değer kullanınca gürültü/gren nasıl etkileniyor ona bakalım:

JPEGler doğrudan makine çıkışı, yani ACR'de işlemedim. İki makine de "standard" stiline ayarlıydı. İkisinde de ek keskinleştirme ve gren azaltma yapılabilir, ama RAW dosyalarına bakarsanız D700'ün daha az gürültü ürettiğini (hatta hiç yok) görebilirsiniz. Buna rağmen 7D'nin fotoğrafı rahatlıkla kullanılabilir.

Elektrik kesikken karanlık odada bir çekim. Dışarısı karanlıktı, fotoğraftaki aydınlık haline bakıp odanın içindeki karanlığı anlayabilirsiniz. f5.6, 30sn, ISO800.
+3EV pozlama telafisinden sonraki durum. 7D'de renkler mora kaymış, D700'de çook hafifi mavi artışı var ama gözü rahatsız etmiyor. Ayıcıktaki farka dikkat. Aşağıda soldaki kesme D700'den, ikincisi 7D'den.


Son kesme

Bu bölümden ne anlıyoruz? Sahnede kontrast düşük olduğu zaman, veya sahnedeki en aydınlık nokta ile en karanlık nokta arasındaki ışık şiddeti farkı azsa (bir daha okuyun) gövdeler arasında çok fark olmuyor. Örneğin güzel bir vadi manzarasında gökyüzünü kadraja almayıp yalnız yeryüzünü çekerseniz genelde sahnenin her yerinde benzer ışık şiddeti olur ve makineniz yeryüzünün her noktasındaki detayı yakalayabilir. Aynı şekilde, eğer yalnız gökyüzünü kadraja alırsanız hemen her makine size güzel bir gökyüzü manzarası verecektir. Eğer gökyüzünü ve yeryüzünü aynı anda çekmek isterseniz ya gökyüzü patlar (tüm detaylar beyaza bürünür) ya yeryüzü kapkaranlık olur. İşte bunun sebebi: Sahnenin "Dinamik aralık"ı elinizdeki makinenin algılayıcısının "dinamik aralık"ını geçmiştir.
Hemen bunu açayım: Sayısal algılayıcılarda (digital sensor) dinamik aralık kolaylık olması açısından EV (f-stop) basamaklarıyla verilir. DPReview gibi sitelerde verilen "Dynamic Range" (DR) değerleri bu şekilde "EV" basamaklarıdır. Örneğin biri size "bu makinenin 10 stop dinamik aralığı var" derse anlayın ki en karanlık noktayla en aydınlık nokta arasındaki ışık şiddeti 1,024. Bu 1,024 ne? 1,024 = 2 üzeri 10. Yani 3 stop DR farkı 8 kat, 5 stop DR farkı 32 kat ışık şiddeti farkına denk gelir.
Teoride var olsa da pratikte tam karanlık ve tam parlak bir sahne yoktur (güneş her zaman patlak görünür, bu yüzden düzeltmeye uğraşmayın).
DSLRlar genelde 9-14 EV'lik dinamik aralığa sahiptir. "Genelde" "algılayıcı alanı / megapiksel" oranı arttıkça DR kapasitesi artar. Yani algılayıcıda ışığı algılayan "kutucuklar" ne kadar büyükse DR o kadar geniş olur, DR ne kadar çok olursa o kadar az gürültü/gren olur. Bunun tersi olarak, bir fotoğraf makinesinin DR becerisi ne kadar azsa o kadar çok gren/gürültü oluşturacaktır.
Yukarıda verdiğim örnekleri düşünün. Ayıcıkların gölgede kalan kısımlarında D700'de neredeyse hiç gürültü oluşmuyor, çünkü (tüm sahneyi düşünürseniz) sahnedeki en aydınlık kısımla gölgedeki kısmın ışık şiddeti D700'ün dinamik aralığı içinde kalıyor. Buna karşılık NEX-3'ün dinamik aralığı o gölgeye erişemediği için gürültü/gren daha fazla. Aynı şekilde bazen manzara çekimlerinde gökyüzünde gren görmenizin sebebi de bu: Makinenin dinamik aralığı gökyüzünün parlaklığını algılayamıyor ve gren oluşuyor. "Gündüz bile gren oluşturuyor" dediğiniz makinelerin ana sorunu işte bu. İşte sırf bu yüzden manzara deyince akla orta format gelir.
D700 tam kare ve 12MP, 7D 1.6x kesme çarpanlı 18MP, NEX-3 1.5x kesme çarpanlı ve 14MP. Yani DR kapasitesi olarak D700 > NEX-3 > 7D beklenir, ama durum D700 > 7D > NEX-3 şeklinde. Neden? İşte burada algılayıcı teknolojisi devreye giriyor. Zamanımızın 16-18MP'lik gelişmiş algılayıcıları birkaç sene öncenin 8MP'lik makineleriyle aynı veya daha fazla DR aralığına sahip.
Kafanız karıştıysa özet: D700, kocaman "foton toplayıcı kovaları" sayesinde 7D ve NEX-3'e göre daha çok ışık toplayabiliyor ve daha temiz sinyal iletebiliyor, bu sayede RAW dosyaları oynamaya daha müsait. 7D de teknolojisi ile NEX-3'ün önüne geçiyor.
DPReview'da JPEG ile RAW arasındaki DR farkını gösteren şekil.
SONUÇ(TAN ÖNCE)
Sonuç kısmından önce son bir sözüm daha var, sonra herkes evine dağılabilir. Sürekli RAW->JPEG dönüşümünden bahsediyorum. Neden makine çıktısı JPEGlere bakmıyorum? Bu sorunun cevabını tonla sitede bulabilirsiniz, o yüzden özetliyorum:
- Olympus haricindeki tüm markalarda RAW, JPEG'e göre daha fazla detay verecektir. Olympus'ta daha fazla detay almak çok zor çünkü mükemmel bir JPEG motoru var.
- RAW üzerinde kayıpsız işlem yapabiliyorsunuz, istediğiniz zaman ilk haline dönmek mümkün.
- Beyaz ayarını RAW'da istediğiniz gibi düzeltebiliyorsunuz.
- RAW dosyaları her zaman daha fazla dinamik aralık içerir. JPEG'de geri getiremeyeceğiniz aşırı parlak bir bölgeyi genelde RAW'da geri getirebilirsiniz. D700'de bu çok daha rahat.
Yani: Algılayıcının maksimum performansını ancak RAW ile görebiliyorsunuz.
Aşağıda görsel olarak da göstereyim:
Yukarıda göreceğiniz gibi, panjurları kapatılmış zifiri karanlık bir odada çekilmiş bir fotoğrafın JPEG ve RAW dosyalarına aynı işlemleri uygulayarak (ACR'de) açmayı denedim. JPEG bir miktar düzelirken RAW mükemmel oldu. "Mükemmel" diyorum çünkü gözlerim birşey görmezken bu kadar detayın ortaya çıkmasına şaşırdım. Karanlıkta görmek böyle birşey demek ki.


5DMarkII ve 270EX flaş ile çektiğim yemek sonrası bir fotoğraf. JPEG hali iğrenç, artık nasıl okuma yaptırdıysam. RAW ile biraz oynayınca adama benzedi. Yeni ACR ile lens hatalarını düzeltmek de kolay (JPEG'deki kırmızı-yeşil çizgilerin kaybolduğuna dikkat).



SONUÇ (NİHAYET)
Aslında daha içerik hazırlamıştım ama artık başka bir yazıya.
Karşılaştırmaya NEX-3'ü analiz etmek için başlamıştım ama Canon 7D'yi biraz kullanınca "bakalım D700'le yanyana gelince ne olur" dedim, gözüm döndü ve konuyu genişletmeye karar verdim :).
Sony NEX-3
Önce NEX-3'le başlayalım. NEX-3 adeta kompakt makine boyutunda ama APS-C algılayıcısı var. Tahminimce Nikon D3100 ve Sony A33 ile algılayıcısı var. Çok yüksek ISO değerlerine çıkmadığınız sürece piyasadaki tüm DSLRlar kadar iyi fotoğraf çekebiliyor. Kit olarak satılan 16mm lens ufacık, bu yüzden taşıması rahat ancak lens optik olarak çok başarılı değil. Özellikle köşelerde diğer sabit odaklı lenslere göre daha az başarılı.
Standart modda makine çıktısı JPEGler biraz yumuşak, özellikle ISO800 ve üzerinde detaylar kayboluyor. Keskinleştirme ayarını yükseltince (+2 tavsiye ederim) JPEGler biraz düzeliyor. 85mm f2.8 gibi bir lensle kullanınca NEX-3 kendini buluyor. Bu lens normal Alpha lensi olduğu için arada dönüştürücü gerekiyori, ama bu dönüştürücüde optik eleman olmadığından kalite bozulmuyor. Aşağıda 18 Mart gösterisinde NEX-3 + 85mm f2.8 ile çekilmiş örnekler var:



Sony NEX-3, Sony 85mm f2.8 SAM lens, 1/100, f2.8, ISO800, bütün fotoğraf
Aşağıda kesme var:



Aşağıda kesme var:



Aşağıda kesme var:





Burada sınıflarının en iyilerinden iki makineyle karşılaştırmak NEX-3'ü biraz geride gösteriyor ama fotoğraf kalitesi olarak herhangi bir giriş seviyesi DSLR'dan farkı yok.
Büyük makine taşımak istemeyenler için Sony NEX-3'ü önerebilirim. 16mm lensle biraz geniş bir pantolon cebine girebilir ama gömlek cebini düşünmeyin. DSLR kalitesinde fotoğraf çekebiliyor, bunun yanında kullanımı kompakt makineye daha yakın. Canon G12'yi taşımak ve kullanmak daha rahat. Fotoğraf kalitesinden biraz feragat edip G12'yi de seçebilirsiniz (yüksek ISO'yu saymıyorum).
DSLR kullanıcılarını için ikinci makine olarak da NEX-3 düşünülebilir. D700 + 50mm ve NEX-3 + 16mm ile gezmek eğlenceli.
Canon 7D
Canon 7D'yi 4 gün kullandım. 5DMarkII gibi bir Canon kullanıcıysanız kaldığınız yerden devam ediyormuş gibi rahat kullanabilirsiniz. Menülerde ek AF ve video ayarlarıharicinde çok fark yok.
Fotoğraf kalitesini çok iyi beklemiyordum, beklediğimden iyi çıktı. İlk sayfada verdiğim ISO1600 örneğine bir daha bakın (gözler). Sahnede çok kontrast yoksa D700'e yakın yüksek ISO performansı var. Aynı odak mesafesinde 18MP ve 1.6x kesme çarpanı dolayısıyla 12MP'lik D700'e göre ISO3200'e kadar daha çok detay veriyor (işte bu yüzden spor çekiyor olsam 16MP ve 1.3x kesme çarpanlı 1D Mark IV'ü 12MP'lik D3s'e tercih ederim). Hatta 400mm'de yaptığım 5DMarkII karşılaştırmasında bile 7D ISO3200'e kadar daha fazla detay veriyor. Yalnız hatırlatayım, bu avantaj telefotoda. Geniş açıda 5DMarkII'nin avantajı olacaktır.
Makine çıktısı JPEGler RAWlara göre daha az detaylı. Keskinleştirmeyi +2'ye getirmenizi tavsiye ederim. 18MP'lik RAW dosyaları çok detaylı. Algılayıcısı NEX-3'tekinden hafif küçük olmasına ve 4 milyon daha fazla piksele rağmen NEX-3'ten daha iyi.
Geniş dinamik alan gerektiren sahnelerde 7D doğal olarak D700'ün gerisine düşüyor. Buna rağmen 12MP'lik 450D'den daha iyi gibime geldi (450D yanımda yok, geçmiş tecrübeme dayanarak yorumluyorum).
Kullanımı D700'e göre daha rahat geldi. Canon'da XXD ve XD gövdelerde sağ üst tarafta başparmağınızın altına gelen düğmelerle birçok ayarı yapabilmeniz çok rahat. Nikon'da bazı ayarlar için sol elinizi kullanmanız gerekiyor ki bu elinizle desteklemeniz gereken uzun ve ağır telefoto lensleri kullanırken bu dezavantaj.
AF becerisini 100-400mm, 100mm f2.8L makro, 24-104 f4L ile denedim. Gerçekten de hareketli objeleri takip etme becerisi 5DMarkII'ye göre daha iyi. İlk netlemeyi yakalama hızında fark yok, 5DMarkII de aynı derecede hızlı yakalıyor. Elimde hızlı AF yapan Nikon lens olmadığı için karşılaştıramadım.
Kuş veya spor çekiyorsanız ve paranız 1D serisine yetmiyorsa 7D'yi rahatlıkla önerebilirim. Çok uzun süre kullanmadım ama bahsedilen AF sorunlarını yaşamadım.





13 Nis 2011

RTÜK'e dilekçe gönderiyorum

RTÜK'e diziler hakkında dilekçe yazasım geldi. Konusu basit: Tüm dizi senaryoları artık tuvalet harici biryerlerde yazılsın. Yani bir kafede otururken olabilir, veya akşam yemekten sonra masada yazılabilir, yazlıkta denize girdikten sonra gölgede kola icerken oturup yazılabilir, veya ne bileyim gece Taksim'de içip zurna olduktan sonra eve dönüşte bile yazılabilir. Ama lütfen, tuvalet olmasın!

O kadar çok örnek var ki hangisinden bahsetsem bilemiyorum. 1 dakikada bitebilecek bir sahneyi 10 dakikaya uzatmak mı dersin (sahnedeki herkesin yüzüne 1 dakikalık zoom yapınca mecburen uzuyor), Türkiye sınırları içinde hiçkimsenin söylemeyeceği laflarla geçen diyaloglar mı istersin, "Atasözleri ve deyimler sözlüğü" şeklinde gezen insanlar mı istersin, isteksiz-zorlama figürenlar ve oyuncular mı istersin...

Aslında dikkat ettim, dizilerimiz ve hatta filmlerimizin en büyük eksikleri müzik, kurgu ve kamera açıları. Oyunculukta çok eksiğimiz yok, hatta cidden iyi oyuncular var ama bir Amerikan dizisinda en b.ktan oyuncu nasıl karizma haline geliyorsa Türkiye'de tam tersine en baba oyuncu kamera yönetmeni ve dizi yönetmeninin elinde maymuna dönüyor. Tek örnek vereyim: Cem Yılmaz'ın Av Mevsimi'nde o şarkıyı söylediği sahne. Bence oyunculuk 10 üzerinden 8-8.5, yani çok iyi. Amaaaaaaa: Kameranın sürekli değişmesi, ani zoom yapması, "şık şık" yapan ellere yaklaşıp uzaklaşması, arada ot gibi duran figüranlara geçmesi, kafaların arasına girmesi... Ne bileyim, sahnenin etkileyiciliğini kısıtlamış. Halbuki sahne biterken yavaş yavaş binanın dışından uzaklaşması iyi mesela. Schindler's List'in kamera yönetmeni olsaymış o film nasıl olurmuş tahmin bile edemiyorum. Halbuki bu filmleri çeken insanların çoğu artık akademi mezunu, yani kahveden toplama da değiller.

Müzik ayrı dert. Org-Bilgisayar ile yapılan müzikler, cıngıl cıngıl oynak şeyler güzel ama biryere kadar kardeşim. Tüm dizi boyunca 4 org klavye tuşuna basınca müzik çıktıgını sanmak nasıl bir psikolojidir? Ortada donen parayı bilmiyorum, ama ortada bu kadar çok sayıda kalitesiz müzik olunca yapımcıların işi ucuza kapatmaya çalıştıklarını anlayabiliyorum. Arada iyileri çıkmıyor mu? Elbette çıkıyor ama ben 2-3 taneden bahsetmiyorum. Su anda TVlerde diziden bol birşey yok, ve dizinin atmosferini veren müzik kaç tanesinde var? Bu işi profesyonel olarak yapan arkadaşlar Dexter'in açılış ve kapanış müzigini, ayrıca dizi sırasında gerilimli sahnelerde çalan notaları da dinlesinler.

Aslında Dexter'i her dizi yapımcısı ve yönetmeni defalarca izlemeli.


Bunların hepsini birebir örnekle açıklamam gerek, bunun için de herhangi bir dizi bulup not alarak baştan sona sabretmem gerekiyor.

Bir gazetede gördüğüm aşağıdaki yazıyı görünce aklıma geldi tüm yukarıdakiler:


Sanıyorum 60 kilometrenin üzerinde giden araçlarda hava yastığı sizi koruyamıyor ama alet kesinlikle patlıyor. Bu araçtaki yastık (hatta yastıklar) nerede? İnsan balon+yastık falan hazırlar da oraya koyar bari. İşte Fatmagül'ün suçlarından biri :) 50 yil önce yukarıdaki sahne doğru olabilirdi ama 2011'de zor biraz...

20 yaşındaki tıp mezununa söyleyecek birşey yok, klasik TYS örneği (Tuvalette Yazılan Senaryo). Veya Aslı dahidir, neden olmasın? Alttaki durum da önceden tarif ettiğim "isteksiz oyuncu" tipine uyuyor. Artık motivasyon mu yoktur, günde 13-14 saat çalışmanın getirdiği bir yorgunluk mudur anlamadım. Bizde jönler kasılır, figüranlar tiyatro oyunu oynuyormuş gibi abartılı rol yapar (Kurtlar Vadisi'nde rol yapmaya bile gerek yok, yürüyen odun olmak yeterlidir. Bir de cebine Atasözleri Sözlüğü atarsan oldu sana KV oyuncusu :)  ).

12 Nis 2011

Gazete okumamak mı gerek?

...
KUTUPLARI DEĞİŞEN DÜNYA

Dünya'nın kutuplarının kayma sebebini buldum: Türkiye'de kutuplaşma o kadar güçlü bir duruma geldi ki Dünya'nın manyetik kutuplarını etkiliyor! "Ya bendensin ya onlardan (yani: düşmanım)". Ne kadar yalakasın o kadar iyi yerlere gelirsin, ne kadar muhalefetsin o kadar uzun süre hapistesin :)

Bence diğerleriyle devam edecek (gerçekten öyle bir rapor varsa. Ulan herşeyden herkesten şüphe etmeye başladım...).

Diğer hazret de şöyle buyurmuş: " AKP'ninki tam bir lider listesi görünümünde:
Başbakan Erdoğan birlikte çalışmaktan memnun olduğu, performansını beğendiği, belli bir göreve getirmeyi düşündüğü kişileri (bakanlar, milletvekilleri ve yeniler) ön sıralara yerleştirmiş. Yani o kişilerin mutlaka seçilmesini arzuluyor. Bu listenin temel özelliği "bağımsızlığı"... Yani "dışarıdan" etkilenmemesi... Cumhurbaşkanı Gül'ün tavsiyeleri göz önüne alınmıştır herhalde ama o kişiler aynı zamanda Başbakan Erdoğan'ın tasvip ettiği siyasetçilerdir mutlaka."

Yahu resmen "tek adam"ı tarif ediyor, sonra "bağımsız liste" diyor. Pes yani, tek paragrafta kendiyle çelişmek herkese nasip olmaz. Ayrıca Gül'e yakın isimlerin azaldığını Akit, Vakit, Milli Gazete, Bugün vs.. dahil tüm gazeteler biliyor, bir bu amcanın haberi yok. Bir de zamanında Deniz Baykal için "parti içi demokrasiyi yok etti" diye eleştirenler de aynı kişiler değil miydi? Şimdi Başbakan'ın milletvekillerini seçmesini övüyorlar. Bravo, Brova, Brava!

SEÇİM LİSTESİNDE OLMAYANA KIZ YOK

Yeni Akit'teki bir karikatür olayı ne güzel açıklıyor:


Aynı karikatürün yanındaki haber de tam onu anlatıyor zaten :) Tabi aynı durum AKP'de de var ama Yeni Akit'in bunu yayınlama olasılığı benim gelecek sezon Tekirdağspor'u birinci lige çıkarma olasılığımdan daha düşük (sonradan AKP bu sorunu milletvekili olamayanları "bakan yardımcısı" yaparak çözdü maşallah...) 

Yeni Akit'in manşeti aşağıdaki gibi, kendi yorumlarımı da yazdım:


Diğer "benzer" gazetelerden başlıklar:
- CHP karıştı!
- AKP'de büyük değişim!
- 2023 kadrosu!
- Tasviye harekatı CHP'yi karıştırdı!
- Büyük değişim!
- Ergenekon ve tasfiye isyanı! (CHP için tabii ki :) )
- Değişim kadrosu!
- Yuuuh CHP! (böyle bir başlık görmedim tabi, ama ben bir gazete kurup hergün böyle başlıklar atsam bana da geri ödemesiz devlet kredisiyle gazete ve televizyon, ve hatta gemicik de satarlar mı? Veya vali yardımcısı olabilir miyim?)

Bunlar yüzünden ilk defa sol bir partiye oy veresim geliyor...

AKP'nin sitesinde adayların listesi var. Güzel güzel grafikler ve istatistikler vermişler, bir de tüm adayların olduğu tek bir liste var. "Kadınlar ve gençler aday" diye bağırdıkları için bu listelere biraz dikkatli baktım, nedense kadınların ve 35 yaş altı gençlerin büyük çoğunluğu liste sonlarında, yani tahminimce bunlar seçilemeyecek. Seçilemeyecek sıraya bu adayları koymanın anlamı nedir? Gazete manşetleri için mi yoksa? Örneğin "başörtülü aday" diye gazetelere çıkan kadıncağız 14 milletvekili çıkaran Antalya'da 13. sırada, yani hayatta milletvekili olamayacak ama seçime kadar tahminimce her tartışma programın katılacak ve AKP'nin vitrini olacak.


"Hissedilir sıcaklık"tan sonra "seçilebilir yer adayı" diye bir terimimiz de oldu :)
Off, gene seçim dönemi, gene rezillikler ortaya çıkacak, balık hafızalı halkım gene hepsini unutup seçimden 1 hafta önce kürsüde ağlayacak RTE'ye oy verecek...

Hiç gazete okumayıp kendini fotoğrafa vermek de var ama olmuyor ki...

11 Nis 2011

Yazık Boğaziçi Üniversitesi'ne

Boğaziçi Üniversitesi'nden mezunum. Bana çok şey kazandırdı, ve bir-ikisi hariç diğer üniversitelerin mezunlarını görünce farkı daha iyi anlıyorum (n'apıyım, cidden böyle).
Üniversitemi seviyorum. Aslında çok daha seviyordum ama mezun olurken kütüphaneye bağışlamak için 4 koli kitap için kütüphane görevlisi danamsı bir şekilde "bırak oraya işte" deyince bu sevgim azaldı :) Ben mecburum ya 1,5 saatlik IETT otobüsü yolculuğuyla kitapları oraya taşımaya!


Şimdi üniversitemi hedef gösteriyorlar:


http://www.odatv.com/n.php?n=bogazici-universitesinin-bilirkisi-raporu-bizi-hakli-cikardi-0804111200


OdaTV'den alıntı: "Soner Yalçın’ın avukatı Feza Yalçın’ın başvurusu ile Boğaziçi Üniversitesi tarafından bilirkişi raporu hazırlandı. ..... Sonuç: "... Dosyaların aynı zamanda, bir dakikalık bir zaman dilimi içinde yaratılıp silinmesi normal bir bilgisayar kullanımına işaret etmemektedir. Böyle bir durumda dosyaların virüs ya da Truva atı aracılığı ile yaratılıp silinmiş olması ihtimali büyüktür."


Yani Boğaziçi Üniversitesi OdaTV'nin iddiasını destekleyici bir rapor yazmış. Büyük hata! Yandılar! Hatta bittiler! O raporu yazanların akademik gelecekleri de tehlikede! Yarın-öbürgün ultra-yalaka yazarlar ve gazeteler Boğaziçi'ni bombalamaya başlarlar.

10 Nis 2011

Gunluk gazeteler 12345

Uzuuun zamandır gazetelere adam gibi bakmıyordum. Bugün bir göz gezdireyim dedim, hiç değişmemişler. Geneli hükümet yalakası (höküümet ne derse ne yapsa doorudur gardaaşım), bir kısmı "muhalefet yapacak ama korkar" pozisyonda, bazı yazarlar nerede duracağını şaşırmış, bazıları RTE'den daha AKP'ci (ister inan ister inanma), bazısı "muhalefet edelim de içerik önemli değil" tipli...

Sınavda kopya iddiası atıldığının daha ertesi günü ultra-yalaka yazarlar "yok öyle şey, muhalefetin uydurması" dedi :) Yahu bir dur dinle insanlar ne diyor, açıklamalara bak, bak bakalım dava açılacak mı, kanıt var mı? Daha bunlara bakmadan "CHP uydurması" denir mi? Yuh yani. Doğru ya da yanlış, "sınavda kopya/şifre" iddiaları ciddi iddialar, ucunda milyonlarca insanın kaderi var. Ufacık bir şüphe bile önemli.

Gerçi Cumhurbaşkanı bile atladı hemen: "YGS'nin açıklaması beni tatmin etti", ne diyim bilmiyorum. Gül'den sonra açıklama yapan her AKP'li "tatmin oldum" dedi :) YGS hergün açıklama yapsa da hergün tatmin olsalar...

Kimsenin göremediği kanıtlar, gizli tanıklar da sizi tatmin ediyor anlaşılan.

Neyse, gazetelere dönelim:



Haber gündelik klasik "içeri gelin hatun fotoğrafı görün" haberi, ama "Aslında hepsi evlilik arıyor" ne? Hepsine sordun mu? Yani bu mu demek: "Bekar ama azmışlar, hepsine herif lazım" :)


Diğer haber şu:





Kaş-göz işareti... Diyelim ki sahnedeki oyuncu rolünü ve sonraki sahneyi düşünmüyor ve kaş-göz etti (hasta kişilikli biri mesela). Polisler neden terk etmişler? Neyi protesto için? Diğerleri neden terketmemiş? Erdoğan'ın korumaları neden tiyatroya gelip bilgi almışlar? Başbakan'ın korumalarının Başbakan'ı koruması gerekmiyor mu? O ayrılan 150 polisten biri bilgi alsaymış bari? Koruma gidip soruşturma yapabiliyor muymuş?
İşte benden dev hizmet: Genç Osman oyununun bütün oyuncu kadrosu aşağıda. Sümeyye Erdoğan o kaş-göz yapan oyuncuyu seçsin hemen sabaha karşı 4'te evinden alalım Silivri'ye gönderelim!
Haydi hep beraber "ne haber" diyelim...

Ben en solda yerde oturan beyaz ayakkabılıyı gözüme kestirdim, kesin o birşeyler yapmıştır. Bakın bu da internet sitesi, kısa bir tanıtım videosu da var, oyuncular kaş-göz ederken: http://www.devtiyatro.gov.tr/web/oyunlar/oyun0801.html
Bir ucube oraya koymuşlar, bir garip birşey dikmişler oraya...